Eğer kendimi bir filozof olarak adlandıracaksam, ilk olarak yerine getirmem gereken ödevin adını koyuyorum. Kastettiğim bir akıl eleştirisidir. Mantıksal, pratik ve değerlendirici aklın bütünüyle eleştirisi. Bir akıl eleştirisinin anlamı, özü, yöntemi ve ana bakış açısı konusunda açıklık elde etmeden, akıl için genel bir tasarım düşünüp, tasarlayıp, ortaya koyup temellendirmeden hakikî ve samimî bir biçimde yaşayamam. Belirsizliğin, bir o yana bir bu yana gidip gelen kuşkunun işkencesini yeterince tattım. Bir iç dinginliğine ulaşmak zorundayım. Bunun daha büyüklerin, hatta en büyüklerin işi olduğunu biliyorum; büyük ökelerin bu konuda başarısız olduklarını da biliyorum; ama kendimi onlarla karşılaştırmak istiyorsam, daha işin en başında bundan kuşkulanmak durumundaydım.
"Aşkın en önemli tarafı, insanı kendi sefil bencilliğinden kurtarmasıdır. Aşkta ister istemez kendi narsistik kozamızdan çıkartılırız, sorumluluk almaya davet ediliriz ve kendi arzumuza karşılık bekleriz. Karşılıksız kalsa bile aşk bize kendi bencilliğimizin ötesini gösterir."
Neyin bilgi olduğuna karar verirken yargımız, bir "olgu"nun dünya ile ne kadar güçlü bir şekilde ilişki kurduğuna, "toplumun söylememize izin verdiği" bir şey olup olmadığına kadar dayanır. Neyi bilgi sayıp neyi sayamayacağımız bu nedenle içinde yaşadığımız toplumsal bağlamlarla, tarihimizle ve çevremizdekilerin ileri sürmemize izin verecekleri ile sınırlıdır. Rotry'ye göre: "Hakikat, söyledikten sonra çağdaşlarınızın sizi cezalandırmadıkları şeylerdir."