Hükemâdan birine “Niçin ilim ve mal bir kişide beraberce bulunmaz?”
diye sorulunca o, “Her ikisinin bir arada bulunması kemâl noktasıdır, bu ise
nâdirdir” şeklinde cevap vermiştir.
İlmin faziletini bilmeyenler yalnız câhillerdir. Çünkü ilmin fazileti ancak
ilimle bilinir. Bu da ilmin fazileti konusunda ne kadar anlamlıdır! Çünkü
onun fazileti ancak ilimle bilinir. Câhiller, kendilerini ilmin faziletine
ulaştıracak bilgiden yoksun olduklarından onun faziletini bilemedikleri gibi,
ilim ehlini de küçük görmüşler ve kendi nefislerinin meylettiği edinilmiş
malların, arzulanan ziynet ve debdebenin üzerine eğilmenin ve onlarla
meşgul olmanın kendileri için daha doğru (!) olduğu düşüncesine
kapılmışlardır.
Ebû Ümâme’nin rivâyetine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem
Efendimiz’e biri âlim, diğeri âbid (ibâdet eden) iki kişiden hangisinin daha
faziletli olduğu soruldu. Efendimiz,
“Alimin âbide olan üstünlüğü, benim sizin mevki bakımından en aşağıda
olanınıza üstünlüğüm gibidir” buyurdu.”