HİÇ KİMSESİ OLMAYAN

HİÇ KİMSESİ OLMAYAN
* Daha nen olayım isterdin, onursuzunum senin! #Cemal Süreya#
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Zirveye doğru olan mücadele, bir insanın kalbini doldurmak için yeterlidir. Sisifos, mutlu hayal edilmelidir.
1k
*Yeni yılın ilk günü daha güzel bir yıl olsun inşallah*
Hikayesi ağırdır bazı yüreklerin, dinlemek bile yorar insanı...
GECEKONDUNUN KATLARI TOPLUMUN KATMANLARI! Tehlikeli Oyunlar’da, Hikmet Benol kalabalıklardan kaçarak, kendi kalabalıklarına sığınmak için üç katlı bir gecekondunun orta katına yerleşir. Üst katında Emekli Albay Hüsamettin Tambay, alt katında oğlu askerde olan Nurhayat Hanım vardır. Kimse tarafından anlaşılmadığını düşünen Hikmet, kendi hayallerinde var ettiği kişilerle anlaşmayı amaçlamaktadır: “Kimsenin anlamadığı ince metodlarım var, gecekonduda oturuyorum, seviyemin altında yaşıyorum...Beni hemen anlamalısın,çünkü ben kitap değilim, çünkü ben öldükten sonra kimse beni okuyamaz, yaşarken anlaşılmaya mecburum, ben Van Gogh resmi değilim…” Üç katlı gecekonduyu toplumun katmanlarına yerleştirdiğimiz zaman; alt katta oturan Nurhayat Hanım halkı, orta katta oturan Hikmet, kent aydınını, üst katta oturan albay ise otoriteyi (orduyu) temsil etmektedir. Psikolojik katmanlara yerleştirirsek; (Freud’e göre) alt kat alt benliği, orta kat ben’i, üst kat ise üst benliği yani ego, id ve süperego’yu temsil etmektedir... Satırların altı bu kadar fazla çizilen başka bir Türk romanı yoktur herhalde. Neredeyse her sayfada altı çizilecek satırlar mevcut… Yazar, Hikmet Benol karakterinde evliliği sorgulamaya başlar. Evlilik için önce ruhun büyümesi, olgunluğa ulaşılmış olması gerekir. İçimizdeki çocuk çocukluğunu yaşayamadığı için büyümemiştir. Evlilik ayakları bağlayan bir prangadır Hikmet’e göre, hayatın monotonlaşmasından başka bir şey değildir: “Ben kendimi beğenmiş değildim albayım, çünkü karıma uzun süre kölelik yapmıştım. kendi isteğimle bulaşıkları yıkamıştım…”, “Evlilik yarışında can sıkıntısı birinci geldi...” Anlaşılan o ki adına özellikle Sevgi verilmiş kadın kahramanın evliliğinde sevgisizlik galip gelmiştir. Ruhları uyuşmayan, hayat anlayışları farklı olan iki insanın