aysee

aysee
@P_olariss
ᴍᴀʀs ʙᴇʟᴇᴅɪʏᴇ ʙᴀsᴋᴀɴɪ ᴀᴅᴀʏɪ (2. Aday)
Hukukçu
Eskişehir
earth, 3 Mart 2004
402 okur puanı
Mayıs 2020 tarihinde katıldı
Biraz uzun ama lütfen okuyun
Bir saat sonra tekrar toplanıldı ve Falih Rıfkı, hazırladığımız projeyi Mustafa Kemal'e verdi. Ansızın Mustafa Kemal'in yüzü değişti, kaşları çatıldı, kendisine sunulan kâğıdı parça parça yırtıp attı ve sonra Falih'e dönerek, — Sizler galiba nerede bulunduğunuzu ve kime hitap ettiğinizi unuttunuz, dedi. Herkes şaşırmıştı. Toplantı normal başlamıyordu. Mustafa Kemal sözüne devam etti: — Zaten ben «Hâkimiyeti Milliye »nin ıslahı için yapılacak şeyi düşündüm ve buldum. Bu işi Recep Beyefendiye vereceğim. Recep Bey (Peker) Atatürk'ün askerlik arkadaşı, eski bir komutandı. Mustafa Kemal kararını bildirir bildirmez derhal, güya oy alıyormuş gibi, birer birer sormaya başladı: — Siz ne buyurursunuz Yakup Kadri Beyefendi? — Pek münasip Paşam... — Ne buyurulur, Ahmet Beyefendi? — Çok doğru düşünmüşsünüz Paşam.. — Fikri âliniz Ruşen Eşref Beyefendi? —• isabet buyurmuşsunuz Paşam... Karşımda oturanlar, memleketin kalburüstü edipleri, fikir adanılan ve aydınlarıydı. Mustafa Kemal'in üstün kişiliği karşısında hepsinin dili tutulmuştu. Düşünemez olmuşlardı. Yada fikirlerine uysa da uymasa da böyle cevap vermeyi daha uygun buluyorlardı. Fakat düşünüyordum ki, bunlar gerçek aydın kimselerse, fikirlerini açıkça söylemekten çekinmemeleri gerekirdi. Aydının en ayırıcı niteliği, fikre, fakat herkesten önce kendi fikrine saygı göstermesiydi. Herkes biribiri ardından «Evet Paşam, doğru Paşam» dedikçe ben şaşırıyor ve sinirleniyordum. Hattâ bir dereceye kadar iğreniyordum. Kendi kendime, «îşte diktatör böyle yetişir» diyordum. Zaten bütün diktatörleri etrafındaki dalkavukları yetiştirmiş değil midir? Kafam bu duygu ve düşüncelerle çalkanırken sıra bana geldi. Kulaklarımda Mustafa Kemal'in sesi çınladı: — Ne buyurulur Matbuat Umum Müdürü Beyefendi? Birden bire
Sayfa 30·Kitabı okudu
1000Kitap
Reklam
Ben sefaletin bu kadar koyusunu, bu kadar elle tutulanını görmemiştim. Oysa, bu büyük kurtuluş savaşını onlar yaşamışlardı. Şu yırtık kirli paçavralar içinde vücutlarını örtmeye çalışan kadınlar, cepheye sırtlarında mermi taşımışlardı. Anadolunun kesin gerçeği buydu.
Sayfa 27·Kitabı okudu
1000Kitap
1917 Sovyet ihtilâli o sıralarda, her yerde olduğu gibi Amerika'da da derin yankılar uyandırmıştı. Basın hep bununla meşguldü, imparatorluklar yıkılmış, krallar tahtlarından indirilmiş, insanların insan tarafından sömürülmesine son vermenin zamanı gelmişti, insanlığın önünde yeni bir ufuk açılmıştı, yeni bir evren doğuyordu. Bu büyük değişiklik kafamda da, bilgimde de devrimler yaptı, düşüncelerim değişti.
Sayfa 27·Kitabı okudu
1000Kitap
Halide Edip'in düşünceleri
Halide Edip, Amerika'nın emperyalist bir devlet olmadığını sanıyor, Washington'un iyi niyetine inanıyordu. Türkiye'yi düştüğü felâket uçurumundan kurtarmak için, Amerika, bizden bir şey istemiyecekti. Yalnız işgal kuvvetlerine karşı Türkiye'yi koruyabilmesi için Türkiye'nin Amerikan mandasına girmeyi kabul etmesi gerekiyordu. Biz Amerikan himayesine girerken, iktisadî yardım da görecek ve böylece hem işgalden kurtulmuş olacaktık, hem de bağımsızlığımıza kavuşarak kalkınma, olanakları bulacaktık.
Sayfa 20·Kitabı okudu
1000Kitap
Fakat gerçekte Halide Edip hiçbir zaman Turancı olmamıştır.
Sayfa 13·Kitabı okudu
1000Kitap
Reklam