Hatırladıklarım

Zekeriya Sertel
Tahmini Okuma Süresi:
8 sa. 23 dk.
Sayfa Sayısı:
296
Basım Tarihi:
Aralık 2015
İlk Yayın Tarihi:
26 Ekim 2000
Yayınevi:
Can Yayınları
ISBN:
9789750726927
Ülke:
Türkiye
Dil:
Türkçe
Format:
Karton kapak
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

Ömrü yasaklarla geçen bir çınar...
9/10
·296 syf.··
2024 32. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 15 Mart 2024 14:24
Zekeriya Sertel Selanik'e bağlı bir kasabada doğdu. Babası kasabanın zenginlerinden " ağa " denilebilecek düzeyde bir kişiydi. Küçük yaşta annesi ölünce, iki kardeşiyle birlikte üvey anne zulmüne uğradı. Öyle ki üvey anne elinde iki küçük kardeşi hizmetçi olmuştu. Babası ise özellikle Zekeriya'nın üvey anneyle çatışmasına taraf olmak istemiyordu. Buna çözüm olarak Zekeriya'yı kasabadan uzak okula gönderdi. Okul günlerinde babası da ölünce, iki yoldan birini seçmesi gerekiyordu, ya kasabada kalıp babasının işlerinin başına geçecekti ya da eğitim hayatına devam edecekti. Zekeriya ikinci yolu seçti. Zekeriya'nın eğitim hayatı daha sonraları önce Paris, sonra Amerika'da devam etti. Eşi Sabiha Sertel ile birlikte Amerika'da okurlarken, Anadolu'da Kurtuluş savaşı başladı. Milli mücadele'ye Amerika'da katkıda bulundu. Şöyle ki, Amerikan gazetelerine, Amerikan kamuoyunu aydınlatmak için milli mücadeleyi anlattı, Atatürk'ü anlattı. Böylece Anadolu'da gerçekleştirilen savaşın emperyalizme karşı verildiğini, Atatürk'ün bu haklı savaşın başındaki lider olduğunu Amerikan gazetelerine yazdığı yazılarla anlattı. Amerika sonrası Türkiye'deki çileli günleri başladı. Önce Halikarnas Balıkçısı'nın yazdığı bir yazıdan dolayı İstiklal mahkemesi karşısına çıktı. Mahkemenin verdiği sürgün kararıyla birlikte üç yıl süreyle Sinop'a sürgün edildi. Cezası daha sonra affa uğradı. Sonra tekrar İstanbul.. İstanbul'da eşi ile birlikte çıkardığı Resimli Ay dergisi Zekeriya Sertel'in, Nazım Hikmet'i ve Sabahattin Ali'yi keşfetmesine vesile oldu. Özellikle Nazım Hikmet... Nazım Hikmet bu süreçte onun kardeşi gibi oldu ve Nazım'ın çileli yaşamı, Zekeriya Sertel'in çok yakından tanıklık ettiği bir süreçti. Zekeriya Sertel sosyalist bir gazeteciydi. Namusluydu , dürüsttü ama bu erdemler o günün
HatırladıklarımZekeriya Sertel · Can Yayınları · 201564 okunma
İstibdadın Pençesinde Bir Yaşam
10/10
·296 syf.··
Beğendi
·
2021 294. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 01 Ağustos 2021 20:47
Gazeteci Zekeriya Sertel, 1890 yılında, Rumeli bölgesinin küçük bir kasabası olan Usturumca’da doğdu. Küçük yaşta, üç kardeşiyle beraber annesiz kaldı. Bu çocukların bakıma ihtiyacı vardı. Bunun üzerine babası ikinci evliliğini yaptı. Eve yeni gelen üvey anne oldukça sorumsuzdu. Bu sorumsuzluğu Sertel şöyle anlatıyordu: “Günlerden bir gün ikindi zamanı eve geldiğimde, üç kardeşimi de hasta bulmuştum. İkisi evin önündeki taşlıkta yere serilmiş olan hasırın üstünde yatıyorlardı. Biri de merdivenlerde uzanıp kalmıştı. Üçü de takatsiz ve sessiz kıvranıp kalmışlardı. Üvey anne evde yoktu. Çocuklarını hasta hasta böyle perişan bir halde bırakarak çıkıp gitmişti. Birden tepem attı. (…) Öfkemi alamadım. Kardeşlerimi yatırdıktan sonra aşağı indim. Elime bir odun aldım. Evin sokak kapısının iç tarafında üvey annemin dönüşünü bekledim. (…) Beklemem uzun sürmedi. Üvey annem evin tam karşı yanındaki komşu kapısında göründü. Ben elimde odun ona doğru öfkeyle koşmaya başlayınca üvey anne çığlığı bastı ve komşu kapısının arkasında kayboldu. (…) babam işi idare etti, beni alıp üvey anne gelmeden bizlere bakan Gelin Hanım'ın evine götürdü. Ben haftalarca orda kaldım. Eve dönersem bir olay çıkarırım diye korkuyorlardı. İşte o vakit babam işi yatıştırmak için beni okumak vesilesiyle Usturumca'dan uzaklaştırmaya karar vermişti.” Bu olaydan sonra Sertel evinden ayrılır. Hatıralarının bu kısmında, bir süre okumak için Paris’e gittiğini, daha sonra mütareke dönemi İstanbul’unda, ardından da Amerika’da bulunduğunu görürüz. Ama asıl ilgi çekici kısım bundan sonra başlar: Atatürk’le ilk çatıştığı bölüm. #132995832 1927 yılında Nâzım Hikmet’le tanışır. Tanışma anını şöyle anlatır: “Vâlâ, Nâzım'ı Resimli Ay'a getirdi. Nâzım'ı ilk kez görüyordum. Uzun boylu, sarı
Edebiyat
HatırladıklarımZekeriya Sertel · Can Yayınları · 201564 okunma
Zekeriya Sertel Hatırladıklarım İnceleme
10/10
·296 syf.··
2020 48. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 10 Mart 2020 16:39
Zekeriya Bey, Hem Osmanlı Dönemini görmüş, hem İttihat ve Terakki Dönemini görmüş, hem de Cumhuriyet Dönemini görmüş ve o dönemlerde gazetecilik yapmıştır. Ülkemizin gazetecilik tarihi acısından çok önemli bir insandır. Hatıralarını çok güzel ve tatlı bir dille anlatmış. Çok hazin şeyler görmüş ve yaşamış. Türkiye Zekeriya Bey'in değerini bilememiş. Bu ülkeden ne Nazımlar ne Sabahttinler ne Zekeriyalar gecmiş. Kıymetini değeri bilememişiz. Yakın tarihin içinde yaşamış birisinin hatıratlarını okumak hem çok keyifli hemde tarihi anlama açısından bence önemlidir. Herkese tavsiye ederim.
Edebiyat
HatırladıklarımZekeriya Sertel · Can Yayınları · 201564 okunma
TAN MATBAASI YAŞIYOR
Puan vermedi·296 syf.··
2021 23. kitabı
Ülkede pek çok ilerici adımın atıldığı, fakat ilerici insanlar için çoğu zaman bir cehenneme dönen Tek Parti döneminin (Atatürk ve İnönü) kadrine uğramış ilerici bir insanın çok değerli hâtıraları... Bu ülkenin üzerinden baskı ve mantıksızlık hiç kalkmamış, maşallah!
HatırladıklarımZekeriya Sertel · Can Yayınları · 201564 okunma
10/10
·296 syf.··
Beğendi
·
2020 20. kitabı
Bu kitapta gazeteci-yazar Zekeriya Sertel' in hatıratı var. Önsözde şöyle diyor yazar: "Elli yıllık gazetecilik hayatımda memleketin gelişmesini bir seyirci gibi değil, içinde yaşayan bir insan olarak izledim. Türkiye' nin yarı-sömürge, geri bir memleket olmaktan kurtulup bağımsız bir devlet olarak gelişmesi sırasında geçirdiği sancıları birlikte yaşadım. Onun için elli yıllık hatıralarım biraz da Türkiye' nin tarihi sayılır. Bu kitap daha çok bir biyografidir. fakat bir gazetecinin hayatını, memleketin hayatından ayırmak mümkün olamayacağı için, burada aynı zamanda memleketin tarihini ve insanlarını da bulacaksınız. Bu sayede memleketin siyaset, fikir ve sanat hayatında önemli rol oynamış birçok kimseyi tanıyacaksınız." Yakın tarihe ışık tutan bir kitap. Şiddetle öneririm.
HatırladıklarımZekeriya Sertel · Can Yayınları · 201564 okunma
10/10
·296 syf.··
Beğendi
·
2017 1. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 27 Şubat 2017 00:00
Zekeriya Sertel, çok zorluklar çekmiş sürgün edilmiş bir vatansever. Bu kitap da onun "hatırladıkları". Osmanlı'nın son dönemi ve cumhuriyetin ilk 40 yılı için gerçekten harika bir kaynak Hatırladıklarım.
HatırladıklarımZekeriya Sertel · Can Yayınları · 201564 okunma
Puan vermedi·304 syf.··
2024 9. kitabı
·
24 günde okudu
·
Okunma: 07 Temmuz 2024 18:07
Müthiş bir yaşanmışlık. Yakın tarih hakkında net bilgiler. Zekeriya Sertel'in kalemini çlk beğendim. Kitabın sonuna doğru kendini eleştirmesi de güzeldi. Ben çok beğendim keşke daha fazla yazabilseymiş..
HatırladıklarımZekeriya Sertel · Remzi Kitabevi · 200064 okunma

Yazar Hakkında

Zekeriya SertelYazar · 6 kitap
Mehmet Zekeriya Sertel (d. 1890 - ö. 11 Mart 1980) Türk gazeteci ve yayıncı. Türk basın tarihinin önde gelen isimlerinden birisidir. Cumhuriyet öncesinde Selanik'te başlayan gazetecilik yaşamına, cumhuriyet devrinde Cumhuriyet gazetesinin kurucularından birisi olarak devam etmiş; devrin en önemli dergilerinden birisi olan Resimli Ay'ı yayımlamış ve bu dergi aracılığıyla Nazım Hikmet'i Türk okurlarla buluşturmuştur. Ülkenin ilk ansiklopedisi olan Hayat Ansiklopedisi'ni hazırlayan, II. Dünya Savaşı yıllarında yüksek tirajlı ve faşizm karşıtı bir gazete olan Tan Gazetesi'ni çıkaran kişidir. İlk Türk kadın gazetecilerden Sabiha Sertel (Derviş)'in eşidir. Hayatı Çocukluk yılları Selanik'e bağlı Usturumca'da dört çocuklu varlıklı bir ailenin en büyük çocuğu olarak 1890 yılında doğdu. İlk öğrenimini doğduğu yerde, orta öğrenimini Selanik ve Edirne Lisesi'nde tamamladıktan sonra Selanik Hukuk Mektebi'ne devam etti. Küçük yaşta annesi Saniye Hanım'ı, 16 yaşında iken babası Hacı Halim Ağa'yı kaybettiği için henüz lisedeyken kardeşlerinin sorumluluğunu üstlendi. Selanik Yılları Gazeteciliğe, Selanik'te hukuk öğrenimi görmekte iken İttihat ve Terakki'nin yayın organı Rumeli'de başladı. Gazetenin yöneticisi Yunus Nadi ile ilk defa Rumeli gazetesinde birlikte çalışma olanağı bulmuştu. O yıllarda Diyarbakır'dan Selanik'e getirtilerek İttihat ve Terakki'nin genel merkezinin bulunduğu bu şehirde partinin ideolojisini yapmak ve yaymakla uğraşan Ziya Gökalp'ten aldığı ilham, onu Yunus Nadi ile birlikte "Yeni Felsefe" adlı küçük bir dergi çıkarmaya yöneltti. Bu dergideki yazılarında kapütülasyonların kaldırılması, kadınların özgürleştirilmesi fikirlerini savundu. Aynı dönemde bir Fransız okulunda gece kurslarına katılarak Fransızca öğrendi; bir İtalyan bilim adamından dersler alarak felsefe ve sosyoloji bilgisini genişletti. ArkadaşıNebizade Hamdi ile üzerinde bir yıl çalışarak ilk kitabı olan "Hayat Ve Şebab (Yaşam ve Gençlik)"'ı yayınladı (1911). Kitabında, geleceğin gençliğin elinde bulunduğu ve bu nedenle gelecek kuşakları müspet bilimle eğitmenin önemli olduğu üzerinde durdu. İstanbul Yılları Birinci Balkan Savaşı sonunda Selanik'in işgali üzerine İstanbul'a geldi; Yunus Nadi'nin başyazarı olduğu Tasvir-i Efkar gazetesinde çalışmaya başladı ve İstanbul Hukuk Mektebi'nde hukuk öğrenimine devam etti. Paris'te Öğrenim Yılları 1913'te Eğitim Bakanlığı'nın sağladığı bursla Paris'e gitti ve Sorbonne'de sosyoloji öğrenimine başladı. Ünlü sosyolog Durkheim'in öğrencisi oldu. Bir yandan da Tasvir-i Efkar Gazetesi'nin muhabirliğini yapmayı sürdürmekteydi. I. Dünya Savaşı'nın çıkması ve Paris'in işgale uğraması üzerine öğrenimini yarım bırakıp İstanbul'a döndü. I. Dünya Savaşı 1914'de arkadaşı Nebizade Hamdi ile birlikte İstanbul'da kendi gazetesi Turan'ı yayınladı. Baş yazarlığını Raşit Saffet'in yaptığı gazete, kısa bir süre sonra kâğıt sıkıntısı nedeniyle kapanmak zorunda kaldı. Gazetenin kapanmasının ardından, Rumeli'den gelen göçmenlerin ve göçebe aşiretlerin yerleştirilmesi için kurulmuş olan Muhacirin ve Aşayir Müdürlüğü (Göçmen ve Aşiretler Müdürlüğü) dairesinde iki yıl görev yaptı. 1915 yılında Sabiha Hanım’la evlendi. Şehzadebaşı'nda Suphi Paşa Konağı'nda yapılan nikahta Sabiha Hanım'ın vekilliğini Talat Paşa, Mehmet Zekeriya Bey'in vekilliğini Tevfik Rüştü Bey yaptı. 1917'de ilk çocukları Sevim dünyaya geldi. İşgal Yılları I. Dünya Savaşı'ndan sonra İstanbul işgal altına girmişti. Mehmet Zekeriya'nın evi, işgale karşı direniş merkezlerinen birisi oldu. Köprülü Fuat, Hasan Âli Yücel gibi aydınlarla vatansever bir örgüt kurmaya çalıştılar ancak evdeki toplantılarının ihbar edilmesi sonucu İngiliz polisi tarafından tutuklanıp Bekirağa Bölüğü'nde hapse girdi, suçları hafif görülenler arasında olduğundan bir hafta sonra serbest bırakıldı. Direnişe destek vermek için eşi ile birlikte Büyük Mecmua'yı yayımladı. Halide Edip'in başyazarı olduğu dergide, Falih Rıfkı, Köprülüzade Fuat, Reşat Nuri, Faruk Nafiz, Ömer Seyfettin gibi aydınlar yazılarını yayınladılar. Halide Edip, kendisine ve eşine ABD'den 12 Türk gencine sağlanan burs imkânından yararlanmalarını önerdiğinde yüksek öğrenimlerini tamamlamak üzere eşi ve kızıyla birlikteNew York'a gitti. 1919'da Columbia Üniversitesi Gazetecilik Fakültesi'ne girdi. ABD'de bulunduğu sürede Amerikan gazetelerinde yazılar yazarak Türk Kurutuluş Savaşı'nı anlattı. Eşi ile birlikte Amerika'da yaşayan Türkler'i örgütleyerek Himaye-i Etfal Cemiyeti'ne (Çocuk Esirgeme Kurumu) çok yüksek miktarda bağış toplanmasını sağladı. 1922 sonlarında ikinci kızları Yıldız dünyaya geldi. Hem eşi, hem kendisi yüksek öğrenimlerini tamamladıktan sonra 1923 yılında yurda döndüler. Basın Yayın Genel Müdürlüğü Mehmet Zekeriya, yurda döndükten sonra Ankara'ya gitti ve 1923 yılında Basın Yayın Genel Müdürü olarak görevlendirildi. Matbuat Müdürlüğü yayını olarak Ayın Tarihi adlı bir dergi çıkardı. Hakimiyet-i Milliye Gazetesi'nin iyileştirilmesine ilişkin projede Mustafa Kemal ile ters düştü. 1924'te basına sansür getirilince "Sansürü uygulayan bir devlette çalışmam" diyerek a görevinden istifa etti ve İstanbul'a döndü. Cumhuriyet Gazetesi İstanbul'da Yunus Nadi'nin kurduğu Cumhuriyet Gazetesi'nin kurucuları arasında yer aldı. Gazetenin 7 Mayıs 1924 tarihli ilk sayısını fiilen kendisi çıkardı. Yunus Nadi ve Nabizade Hamdi ile kurdukları şirket büyüyünce doğan anlaşmazlıklar sonucu şirket ortağı olarak kalamadı ve ayrıldı. Resimli Ay Dergisi Cumhuriyet Gazetesi'nden ayrıldıktan sonra ülkenin en önemli yayınlarından olan 'Resimli Ay' dergisini yayınlamaya başladı. 1 Şubat 1924 günü yayın hayatına başlayan dergi, yayın hayatının 1924-1928 yılları arasındaki ilk evresinde "ülkede gerçek bir demokrasinin kurulabilmesini ve sosyal problemlerin incelenmesini" amaçlıyordu ve fikir yazılarını Mehmet Zekeriya ile eşi Sabiha Hanım yazmakta; edebi yazıları ise Mehmet Rauf, İbn-ül Refik, Ahmet Nuri, Reşat Nuri, Yusuf Ziya, Hakkı Sûha, Ercüment Ekrem, Hıfzı Tevfik,Sadri Ertem, Selim Sırrı, Mahmut Yesari, Yakup Kadri kaleme almaktaydı. Dergide ilk yıllarında yayınlanan, Cevat Şakir'in hapishane anılarını anlattığı "Asker Kaçakları Nasıl Asılır?" başlıklı yazı, yazar Cevat Şakir ile birlikte, derginin sorumlu müdürü olan Mehmet Zekeriya'nın da İstiklal Mahkemesi'nde yargılanmasına ve 3 yıl Sinop'ta kalebentliğe mahkûm edilmesine yol açtı. 1927 yılında İstanbul'a dönebildi. Bu süre içinde eşi, derginin yayınını Resimli Ay, Resimli Perşembe, Sevimli Ay adlarıyla sürdürdü ve "Türkiye'nin ilk kadın gazetecisi" ünvanını aldı. Zekeriya Bey'in dönüşünde dergiyi yeni bir hava içinde çıkarmaya başladı. 1928’den 1930’a kadar olan bu ikinci devrede yazı ve hikâyelerde ilerici ve sosyalist fikirler ön plana çıkmış, yazı kadrosunda da birtakım değişiklikler yaşanmıştı. Nazım Hikmet, Sabahattin Ali, Suat Derviş, Vâlâ Nureddin gibi yazarlar derginin yazı kadrosunda yer aldılar. Nazım Hikmet'le başlattığı Putları Yıkıyoruz yazı dizisi ile tepkileri üstüne çekti. Bu dizide Nazım ve Sertel, yeniliklerin önünü tıkadıklarına inandıkları ün kazanmış Namık Kemal,Tevfik Fikret, Abdülhak Hamit, Hamdullah Suphi, Ahmet Haşim gibi edebiyatçıları 'tahttan indirmeyi' amaçlamışlardı. 1931'de derginin diğer ortakları ile ortaklığın bozulması sonucu Resimli Ay, yayım hayatına son verdi. Son Posta Mehmet Zekeriya, Resimli Ay'ın kapanmasından sonra Son Posta adında bir günlük gazete çıkardı. Gazetenin ilk sayısında çıkan "Boğuluyoruz, biraz hava isteriz!" başlıklı başyazısı ile tek parti rejimine tepkisini dile getirdi. Gazetede özel sermayeye devletçe yapılan yardıma karşı savaşa girişti. Alpullu şirketi sahiplerince açılan hakaret davası sonucu İstanbul'da hapse girdi. Bir buçuk yıl sonra genel afla hapisten çıktı ve Son Posta'daki görevine döndü ancak bir süre sonra diğer ortaklarla anlaşmazlığa düşerek gazeteden ayrıldı. Hayat Ansiklopedisi 1932-1936 yılları arasında coğrafyacı Faik Sabri Duran, yazar Mehmet Samih Fethi ve fizik profesörü Salih Murat ile birlikte Türkiye Cumhuriyeti'nin ilk genel ansiklopedisi olan 10 ciltlik Hayat Ansiklopedisi'ni çıkarttı. Tan Gazetesi 1934'te İstanbul'da İş Bankası tarafından çıkartılan Tan gazetesini Halil Lütfü Dördüncü ile birlikte satın alarak yeni biçimde yayınlamaya başladı. Bu ortaklığa sonradan katılanAhmet Emin Yalman, başyazarlığı üstlenmişti. 1939'da Ahmet Emin Bey'in ortaklıktan ayrılmasından sonra başyazarlığı ve gazetenin fikir yönünü Zekeriya Sertel ele aldı. II. Dünya Savaşı öncesinde Zekeriya Sertel gazetenin birinci sayfasında baş yazı yazmakta, eşi Sabiha Sertel de genellikle gazetenin 5. sayfasında “Görüşler” adı verilen bir sütunda yazmakta idi. Savaş öncesinde neredeyse bütün başyazılarını dış politika gelişmelerine ayıran Zekeriya Sertel, dönemin dış politika gelişmelerini derinlemesine inceledi; Almanya-İtalya ittifakına karşı İngiltere-Fransa cephesini destekledi. Savaş başladıktan sonra zaman zaman yurt dışı gezilere çıktı, İngiltere ve Amerika’yı dolaştı. Savaşın sonuna doğru hükümete muhalif bir tavır aldı; eleştirilerinin dozu giderek yükseldi. Tan,Böylece Tan, faşizm karşıtı ve CHP'li Tek Parti iktidarına muhalif olan etkili bir gazete haline geldi, Cumhuriyet Gazetesi'nden sonra en yüksek tirajlı günlük gazete oldu. Görüşler Dergisi II. Dünya Savaşı sonunda CHP içinde başlayan muhalefet de kısa sürede gelişmiş; ülkedeki demokrasi talepleri artmıştı. Sertel, 1945'te yeni bir parti kurma hazırlığındaki Celal Bayar ve arkadaşları ile ortaklaşa hareket etti. Yeni parti girişiminin yayın organı olarak Görüşler adlı bir dergi çıkarılması kararlaştırılmıştı. Tan matbaasıdna basılan ve 1 aralık 1945'te yayımlanan dergide "“mecmuaya yazı yardımlarını vaadedenler" listesinde Celal Bayar, Adnan Menderes ve Fuat Köprülü’nün adları ve fotoğ­rafları vardı. Tan Baskını Sertellerin izlediği izlediği muhalif yayın politikası, matbaanın 4 Aralık 1945 günü saldırgan göstericiler tarafından yağmalanması ve Sertellerin linç girişimine maruz kalması Tan Baskını ile sonuçlandı. Tan Olayı'ndan sonra olayın sorumlusu olarak bir yıl hapis cezasına çarptırılan Sertel ve eşi, 3 ay tutuklu kaldıktan sonra temyiz aşamasında kararın bozulması üzerine beraat etti. Bu olaydan sonra Tan Gazetesi ve Görüşler dergisinin yayını sona erdi. İnsan Hakları Derneği 1946 yılında Cami Baykurt ve Tevfik Rüştü Aras ile birlikte İnsan Hakları Derneği'ni kurma girişiminde bulundu ancak girişim sonuca ulaşmadı. Sürgün Yılları Tan olayından sonra Tek Parti yönetiminin baskılarının artması üzerine eşiyle birlikte ülkeyi terk etmek zorunda kaldı. Önce Paris'e, daha sonra Bakü'ye giden Sertel, eşinin ölümü üzerine yeniden Paris'e yerleşti. Yurtdışındaki yaşamını kitap yazmakla geçirdi. Çok yakından tanıdığı Nazım Hikmet'i, kendi yaşam öyküsünü anlatan kitaplar yazdı. Yurda Dönüş Mart 1977'de pasaportunu yenileyerek İstanbul'a dönebilen Sertel, yurtta büyük ilgi ile karşılandı. 'Cumhuriyet' ve 'Vatan' gazetelerinde yazılar yazdı. "Nazım Hikmet'in son yılları" yazı dizisinden ötürü eleştrilere uğradı. Kızı Yıldız Sertel'in Paris'te yaşaması nedeniyle son yılların Paris'te yaşadı ancak Türkiye'ye çeşitli defalar gidip geldi. 11 Mart 1980 günü Paris'te yaşamını yitirdi. Sertel Gazetecilik Vakfı ve Demokrasi Ödülü 1996 yılında Zekeriya ve Sabiha Sertellerin adını yaşatmak için kızları Yıldız Sertel ve Hilla Ünalmış Duda tarafından Sertel Vakfı kurulmuştur. Vakıf tarafından 1996'dan bu yana her yıl demokrasi alanında en iyi çalışmayı yapan gazeteci ve bilimadamları ile kurumlara Sertel Demokrasi Ödülü verilmektedir. Sertellerin anısı Gazetecilik Vakfı ve Demokrasi Ödülü ile yaşatılmaktadır.