İnsanlık, bu birbiriyle alakasız iki lanet kişilikle yaşamakla lanetlenmişti. Bilincin acı dolu rahminde bu birbirine zit ikizler mütemadiyen birbiriyle mücadele etmeliydi. Peki, bunları birbirinden nasıl ayırabilirdim?
Bir türlü tamamını anlayamadığım için beni mahveden şu gerçeğe doğru yönelmeye başladım: İnsan gerçekte bir değil, iki kişiden oluşur. İki diyorum, çünkü şu ana kadar bildiklerim bu rakamı geçmiyor.
Böylelikle beni bugünkü ben yapan şey buydu. Yani insanın ikili doğasını oluşturan iyi ve kötü kavramlarının arasındaki boşluğu kafamda derinleştiren bir şey vardı.