Hiç durup dinlenmeden çalışa yorula, ana öylesine zayıflamıştı ki, sanki etleri eriyivermişti; güneş altında kapkara kesilmiş yüzünde, canlı bir renk olarak, kırmızı yanakları ile kızıl dudakları kalmıştı. Böyle olduğu halde gene de memeleri sür doluydu. Bazı kadınlar vardır ki, yedikleri her şey, taşıdıkları veya emzirdikleri çocuğa yaramadan,sade kendilerini yağlandırır besler. Oysa bu kadın, ana olmak için yaratılmıştı ve çocuğunun doyması uğruna, adeta iliği kemiği kuruyordu.
Ben tazeliğimde,erkeğimin, arasıra gönlünü hoş edivermesine ses çıkarmazdım. Kadın kısmı, kocasının böyle ufak tefek kabahatlerine razı olmalı a kızım.
Ama üzülmek, tasa çekmek, bunlar, boş şeyler değil mi?
Hayat, belirli saatte gelir, gene de öylece çekilir gider ve bu şaşmaz kararın önünde kimsenin elinden bir şey gelmez.