Çünkü acı evrenseldir ve ondan kaçınmak mümkün değildir. Ama fiziksel ya da ruhsal acıya bir de öfke, hüzün, nefret, hınç, kaçınma, yadsıma ve şikayet etme eklenirse, hissettiğimiz nesnel acıya bir de zihinsel ve ruhsal bir keder eklenir. Acıdan kaçınamasak bile, kalbimizi ve zihnimizi irademizle olumlu bir yöne sevk ederek kederden kaçınabiliriz. Bu yüzden bilgelik artık acı duymamak değil, acıyı dinginliğe dönüştürebilmektir.
Mutsuzlukdan söz etmek istiyorum
Dikey ve yatay mutsuzluktan
Mükemmel mutsuzluğundan insansoyunun
Sevgim acıyor
Biz giz dolu bir şey yaşadık
Onlarda orada yaşadılar
Bir dağın çarpıklığını
bir sevinç sanarak
En başta mutsuzluk elbet
Kasaba meyhanesi gibi
Kahkahası gün ışığına vurup da
öteden beri yansımayan
Yani birinin solgun bir gülden kaptığı frengi
Öbürünün bir kadından aldığı verem
Bütün işhanlarının tarihçesi
sevgim acıyor
Yazık sevgime diyor birisi
Güzel gözlü bir çocuğun bile
O kadar korunmuş bir yazı yoktu
Ne denmelidir bilemiyorum
sevgim acıyor
Gemiler gene gelip gidiyor
Dağlar kararıp aydınlanacaklar
Ve o kadar
Tavrım bir çok şeyi bulup coşmaktır
Sonbahar geldi hüzün