Şehname, Sührab adındaki savaşçının tanımadığı babası Rüstem tarafından öldürülmesini, Kral Oidipus ise babasını öldüren ve annesiyle evlenen Oidipus’u konu almaktadır.
Orhan Pamuk ise kuyu kazma ustasının yanına verilen ergen bir çocuğun, kuyu kazarken geçirdiği yaklaşık bir aylık bir zamanda yaşadıklarını ve sonrasını anlatmaktadır. Kasabaya gidip gelen bu çocuk orada kırmızı saçlı bir kadın görür. Bu kadına aşık olur. Birkaç hafta içinde de kırmızı saçlı kadınla sevişirler. Bir zaman sonra da yanlışlıkla kuyunun dibindeki ustasının kafasına kova düşürür. Önce kasabaya koşarak Kırmızı Saçlı Kadın‘dan yardım istemeye gider, ama onu bulamaz. Elinden gelen bir şey olmadığını anlayınca da korkarak oradan kaçar. Bir daha da oralara dönmez.
Detaylarda boğuluyorsunuz!
Yazar, buraya kadarki kısımda hikayeye gereğinden fazla uzun bir giriş yapmış. Neredeyse 30-40 sayfa kuyu açma işini anlatmış ve Kırmızı Saçlı Kadın’a anca gelebilmişti. Burayı neden bu kadar uzattığını kitabın sonunda anlarım dedim, ama anlayamadım. Buraya kadarki işe yaramaz bilgileri ileride de kullanmadı. Ama neyse ki buradan sonra da hüzünlü bir aşk hikayesine dönüşmediği için şükrettim. Ancak detaylı bir anlatım olmasına rağmen okuması keyifliydi, çünkü kelimeler adeta dans ediyordu.
Sürekli ödüller alan yazarımız, kitabın bu 30-40 sayfalık bölümünden sonra bir anda hızını artırdı. “Aman n’oluyor?” demeye kalmadan kendinizi 20 yıl sonrasında buluyorsunuz. Bu keskin zaman geçişini o kadar detaylı bir paylaşımdan sonra beklemiyordum. Ergen çocuk büyüdü, yuva kurdu, şirket açtı; modern dünyayı gezdi, ama kuyu ustasını orada yalnız bıraktığı zamanı ve Kırmızı Saçlı Kadın’ı hiç unutmadı. Bunu takıntı haline getirdi. Kuyucu ustasını, kendi babası onu ve annesini terk ettiği için babası yerine koymuştu. Az