Kitabın içeriğine dair birçok şey söylenebilir, ama beni en çok etkileyen, kadın bir karakterin duygularının bir erkek yazar tarafından bu kadar gerçekçi aktarılabilmesiydi ki işte Zülfü Livaneli ustalığı.
Kitapta, derin bir aşk hikayesi anlatılırken,
II. Dünya Savaşı’nda yaşanan Yahudi soykırımı, Ermeni ve Kürt sorunu, bunun yanı sıra Struma gemisi ve Mavi Alay facialarında hayatını kaybeden kişilerin hikâyeleri de gözler önüne seriliyor.
Tarihi olayların bir kurgu ile harmanlanarak anlatılması, tarihe meraklı olmayan ancak okumayı seven insanlar için oldukça faydalı olmuş; çünkü okurken sıkılmıyorsunuz ve yaşanmış olayları, tarihten izleri öğreniyorsunuz. Bu sizde bir merak uyandırıyor ve insanı araştırmaya itiyor.
Bu, Livaneli’nin kalemini denediğim ilk kitap oldu ve kesinlikle okunmaya değer.