Cennetin Doğusu romanında Steinbeck'in dil olarak sade ama etkisi güçlü bir anlatımı var. Doğa betimlemeleri, özellikle Salinas Vadisi, sadece bir mekân değil; karakterlerin iç dünyasını yansıtan canlı bir unsur gibi. Steinbeck’in gözlem gücü ve insan psikolojisine hâkimiyeti romanı zamansız kılıyor.
Cennetin Doğusu, insan ruhunun büyük bir titizlikle ele aldığı, iyilik ve kötülük arasındaki mücadeleyi merkezine alan güçlü bir romandır.
Yazar, okurlarını Kabil ile Habil anlatısı üzerine uzunca düşünmeye zorluyor ve “kader mi, seçim mi?” sorusunu romanın kalbine yerleştiriyor.
Steinbeck, kötülük, masumiyet, suçluluk, kıskançlık ve bağışlanma gibi duyguları karakterler üzerinde ustaca ve derinlemesine işlemiş.
Romanın en güçlü yanlarından biri her okuyanın kendine not aldığını düşündüğüm “timshel” kavramıdır. Steinbeck burada insana kaderini aşma, iyiliği seçme özgürlüğü tanır. Bu bakış, kitabı karamsar olmaktan kurtarır ve umudu diri tutar. İnsan ne kadar karanlığa düşerse düşsün, seçme hakkı hâlâ ondadır.
Tarifsiz bir yazardan harika bir kitap, iyi okumalar.