--- Ne dedin Eryksimakhos? Bir temiz öveyim mi bu adamı sahi... Üstüne atılıp, hepinizin önünde alayım mı öcümü?
--- Bak şuna, demiş Sokrates. Nedir zorun senin? Beni kepaze ederek mi öveceksin, nedir niyetin?
--- Doğruyu söylemek. Razı mısın? Düşün.
--- Doğruyu söyleyeceksen, izin vermekle kalmam, zorlarım seni konuşmaya.
Bilgisizlik neden kötüdür? Cahil kişi güzellikten, iyilikten, akıldan yoksunken, hepsini kendisinde toplamış sanır da ondan. Yoksun olduğunu bilmeyen kimse ne diye kendinde olmayanın peşine düşsün?
--- Ben daha unutmadım Agathon, aktörlerinle birlikte sahneye nasıl çıktığını, senin bir eserini dinlemeye hazırlanan koca bir tiyatro halkına hiç korkmadan, ne rahat, ne yüksekten bir eda ile baktığını. Şimdi bir avuç insan önünde şaşıracağın aklımdan nasıl geçebilir?
--- Bu da ne demek Sokrates? Sence ben tiyatro ile o kadar başı dönmüş bir insan mıyım ki, kafası işleyen birkaç kişinin kafasız bir sürüden daha belalı olduğunu bilmeyeyim?
Aristophanes gülerek:
--İyi söyledin Eryksimakhos demiş; bu dediklerimi dememiş olayım. Sen de bana bekçilik etme, çünkü beni korkutan, sözlerimin sizi güldürmesi değil; güldürürsem, bizim sanata hizmet etmiş olurum sadece, ondan değil de asıl sözlerimin gülünç olmasından korkarım.