Işıl Işık

Işıl Işık
@Papatya1989
İnşaat Teknikeri
19 Mayıs Üniversitesi
Ankara
517 okur puanı
Ocak 2021 tarihinde katıldı
“Gidis‌atı deg‌is‌tirmeye c‌alıs‌mayı beyhude buluyordum; kalben deg‌is‌medikc‌e hic‌bir s‌eyin deg‌is‌meyeceg‌i kanısındaydım ve insanların kalplerinde yas‌ayanları kim deg‌is‌tirebilirdi?” Henry Miller( Og‌lak Do‌nencesi)
Reklam
GİBİ GİBİYİM Gibi gibiyim diyerek uyandım bu sabah. Derin bir of çektim. Nasıl da her şey bir anda değişiveriyor, evriliyor, eskiyor, sünüyor, sökülüyor. Düzken, yamuk, kareyken üçgen, bazen de daire dörtgene dönmüş birden, yeşilken sarı, gülerken yağmur olmuş günler. Yine yeniden üstü kalsın umutların bozuk para sesli gönülden düşüşlerine acıyarak bakan bakışların preste kalmış yürekleri. Bıkmak usanmak versiyonlarına bu defa naneli, Meksika acı biberli bir tako, ya da Japonyadan ince salatalık kabuğuna sarılı bir kaya tuzlu suşi... Amaaaan ne taze, ne sargısız, kabuğu yeni tutmuş bir kalbe bir tırnak kanırtması da sevgiliden gelmiş. Başa taç yap değil mi?... Hem ne bilsin zor tamir edilmiş bir kalp taşıdığımı? Gönlü Disney Land çekmiş. Kurduğun gönül salıncağında sallanmış, üstüne yeri dar gelmiş beni yuvarlamış. Hem sahi Kintsugi diye bir uğraşım var ne bilsin?.. Tamirciyim doğuştan. Hayatın bana değen kusurlarını olduğu gibi kabul etmişim. Buna göre hiçbir şey kusursuz, düzenli veya simetrik olmaz demişim. Yüreklerin kırılması değerlerini kaybetmelerine neden olmaz, kırılan her eşya gibi onarılıp tekrar kullanılır hale getirilebilir, hatta müzelere mevzu olabilir ön onaylı dilekçeli mektubumu sunmuşum. Bol bol yüreğimi onarnışım. Öznesi olan ne varsa nesneye çevirmişim. Bilir kişi, yol gösterici öyle buyurmuş. Meskenim dağlar, ruhum ovalar. Yol geçen hanı diyenler olmuş. Atını beslemiş, suyunu vermişim yolcuların. Pişen tatlı aşıma ortak etmişim. Ne dünya be!... Neredeyse enayi burda diye avaz avaz bağırasım var!...Güven sözcüğünü çıkarmalı lügatten. Sinirden öfke yumaklarına sarıldım işte. . Kara mizaha bağladım sonunda. 😇 Dibi tutmuş yemek kokusu gibi hayat. Bir huzur, bir mutluluk, kışken yaz, elinde anneane büfesinden yeni çıkmış oval sarı haleli, yıldız
Geldim,gitmelere bekle diyerek. Attım valize birkaç kırgınlık, Bir iki vefasızlık. Bir kaç acı söz, Benim hatırladıklarım. Bir kaç iyi söz, Senin unuttukların. Geride kalan ne varsa; Boğazın sularına serdim. Geldim,korkma aç kapıyı, Sende kalmaya değil; beni almaya geldim.____halil cibran
İnsan zamanla meselenin eksikleri gidermek değil, fazlalıkları atmak olduğunu anlıyor.. Tuna Kiremitçi
TURUNCU IŞIKLAR Akşam ışığın kırıldığı vakitlerde; turuncu rengin sıcak kırıntılı bir kaç parça güneş ışığı yansımasını yanağında hissettiğinde hiç unutmadığı üç dört görüntü göz perdesini aralardı. Biri ortaokul yıllarında olandı. Evin sokağından sola doğru biraz sapıp, bankanın büyük camlarında siyah görüntülü boydan kendi yansımasına kavuşma sevinciyle karşılaşması en sevdiği anların yaldızlı çikolata kağıtları gibi parlak ve eşsizdi. Sulietini izledikçe aynalı camlarda hayranlığını sayıklardı utangaç kıvrık şekilli, pembe kalın dudakları. Kendince güzel vücudunu ve saçlarını seyre dalar hayallerine bir öpücük kondururdu. Sanki gelecekte ünlü biri olacaktı. Herkes hayran kalacak, başarı merdivenlerini üçer beşer çıkacaktı. Mükemmelliğin, asaletin timsaliydi. Dünya kadar beklenti kafasında lunapark gibi ışıl ışıldı. Atlıkarıncada hep beyaz at onundu, kırmızı çarpışan otomobil de. Çarpışan sadece o otolar olsa!.. Akabinde birden kalbindeki cam çatlağı sesiyle son bulurdu ümit kesiği acıları. Oysa hep geleceğinden umut duyardı. Kaç kez mavi balonları salmıştı odasının penceresinden. Kaç kez güzel bir evde, kendi odasını düzenledi. Kitapları en yükseğe koymalıydı. Onun için hayatında değer verdiği her şey boy hizzasından biraz yüksekteydi. Elinin ulaşabildiği kadar en çok. Bazen koklamak bile yeterdi sayfaların sarı rengini. O hafif nemsi mürekkep korkusuyla derin uykulara dalarken neler neler düşlerdi. Sevdiği oğlan sarı bir bilye vermişti bir yaz gününün akşamında. Yanında küçük beyaz bir kâğıda büyük bir kalp çizmişti, bir ok kendi baş harfini de kalın çizgiyle Erosla vururken. Koklamadan uyumadığı mavi firuze çiçek desenli deri bilekliği vardı. Onu da ilk aşkı armağan etmişti. Halâ hangi ayakkabıcı ve çantacıya girse o kekremsi, ekşimsi tatlı acı zıtlığının
Reklam