Şu koskoca zaman çemberinde, ne bir insan ne bir zaman dilimi geçirebilir senin açtığın o yarayı. Nereye gidersem gideyim, bıçak hep o kısma değecek. Ve orası hep kanayan açık bir yara olarak kalacak. Sen, dünyanın neresinde olursan ol; hep bensizliği ve bende açtığın o yarayı göreceksin hayat çizginde. Baktığın her yüzün çizgilerinde, duyduğun her sesin o sana büyük etki eden "Hmmm" kelimelerinde, dokunduğun her tenin nefesini kesişinde; herkeste, hep, benden bir parça varmış gibi dejavu yaşayacaksın. Merak ediyorum, acaba hiç pişmanlık duydun mu yaptıklarından ötürü? Ya da "Keşke evlenseydik" diyebildin mi kapatıp çıktığın o kapının ardından? Ama yok, sende sevgi yoktu ki bana karşı. Sen beni bir gram sevmiş olsaydın bırakamazdın öyle kolay. Ama bende diyorum ki; bulduğun ya da seçtiğin her ne halt ise asla ömrün boyunca beni kaybettiğine değmesin!.. Sen o pişmanlığı ölene kadar çek. Ama bana öyle ağır bir yük bıraktın ki, hiç kimseye güvenemiyorum. Yıktın bütün inancımı, güvenimi. Senin yüzünden hep depresyon halindeyim. Olmadık zamanlarda, hiçte hak etmediğin şekilde aklıma geliyorsun; sanki bıçakla değil satırla canlı kanlı doğruyorlar beni. Bana bıraktığın o acıyı sana tarif edemem. Sen zaten bunu bile algılayabilecek bir kapasite içinde olamadın hiçbir zaman. Sevgi emek değil miydi? Sen, gemiyi hem batırdın hem de terk edip kaçtın. Asla mutlu olamayacaksın. Sen yarım bıraktığını başkalarıyla asla tamamlayamayacaksın. Köşebaşında bulduğun kızlarla gününü gün edip sonra hadi yallah diyeceksin. Karşındaki herkes senin sevilmeyi hak etmediğinden adı gibi emin olacak. Sen bu korkaklığınla ancak köşebaşını bulursun zaten. Hep söyledim yine söyleyeyim; sen, seni hayatına alan insanın ayağına değen taş, tökezlediği tümsekten başka bir şey değilsin. Yolun dikenlerle