"Siz de emin değilsiniz değil mi Yunan'ın şehre girince nasıl davranacağından? Sizi tenzih ederim ama Yunanlılar şehri yakıp yıkarsa ya da ahaliye zulüm ederse bu, Batılı zihniyetçe normal karşılanacak, öyle değil mi? Ne de olsa Helen soylular onlar. Onlara laf yok! Fakat, bir Türk kumandan, şehri düşmana teslim etmektense kaleyi havaya uçurur, yıkıntıları altında şehid olurum derse bu, barbarlık, vahşilik, insanlık dışı oluyor."
...Biraz daha yürüdük. Sonra birden orman tarafından ve nehir kenarındaki sazlıklardan alevler yükselmeye başladı. Neye uğradığımızı şaşırmıştık. Gecenin karanlığını önce kızıl alevler kapladı... Sonra... Sonra çığlıklar... Çığlıklar.... Kadınların, adamların, çocukların birbirine karışan çığlıkları... Sonra... Et kokusu... Yanık et kokusu... Alevler, çığlıklar, et kokuları... Bunlardan başka sesler de geldi kulağımıza... Kahkahalar... İğrenç kahkahalar... Hurra sesleri... Sazlıkları, ormanı ateşe veren kahpelerin, kalleşlerin sevinç çığlıkları...
Osmanlı Devleti tarafından Edirne'ye iâşe gönderilmeyecek.
Diğer maddeye gelince...
O da şöyle:
Bulgarlar, Edirne istasyonundan faydalanarak, Çatalca'daki ordusuna trenle iâşe gönderebilecek."
Dişlerinin arasından okkalı bir küfür salladı, topların geldiği yöne dönerek Hasan Çavuş: "Dinsiz, imansız, Allahsız köpekler! Baktınız kale düşmüyor, hırsınızı masum halktan çıkarıyorsunuz ha! Sizden başka ne beklenir ki!"
"Çenesindeki gamzeyi daha da belirginleştiren bir gülümseme yayıldı kadının yüzüne: "Yanya o kadar mühim bir şehir ki ne Osmanlılar savunmaktan ne Yunanlılar kuşatmadan vazgeçerler. Osmanlılar için 500 yıllık ata yâdigârı bir vilayet burası. Yunanlılar için Epir bölgesinin başkenti... Ha, bir de Arnavutlar var ki onlar için de Yanya, Arnavutluk Devleti'nin birinci şehri. Sözün kısası, Yanya bu bölgedeki bütün topluluklar ve devletler için hayatî önem taşıyor. Ben buraları iyi tanıyan kaç kişiyle görüştüysem hepsinin ortak düşüncesi şuydu ki; Yanya ele geçirilemeden bu bölge de ele geçirilemez. Stratejik önemi büyük Yanya'nın açıkçası. Kuzeyinde İşkodra, güneyinde Narda Körfezi, doğusunda Manastır ve Teselya, batısında da Adriyatik... Kim istemez ki böyle bir şehri?"