Asker birden süngüyü kaldırıp kadının göğsünün çatalına soktu. Kulakları sağır eden bir feryat kopardı kadın. Asker, süngüyü aşağıya doğru çekmeye başladı, kadının devam eden haykırışları eşliğinde. Karın şimdi ikiye ayrılmıştı. Kadın son nefesini verirken karnından kan ve sıvı fışkırıyordu. Asker elini uzatıp, elleri ayakları çırpınan bebeği çekti. Süngüyle göbek bağını kesti. Elinde tuttuğu kan kırmızı bebekle yaşlı adamın diz çöktüğü yere gitti. Bebeği onun gözleri önünde iki yana salladı ve attığı kahkahanın ardından, yine adamın anlamadığı Bulgarca'sıyla bağırdı
"Müjde! Bir torunun oldu Türko!"
... çocuk, annesinin elinden kurtulup çetecinin bacağına sarıldı, iteklemeye çalıştı. Çeteci, çocuğun bu davranışına önce güldü, sonra sol eliyle çocuğun uzun sarı saçlarını kavradı. Çocuğun acı içinde bağırmasına aldırmadan yukarı doğru kaldırdı. Ayakları yerden kesilen çocuk bağırarak çırpınıyordu. Çeteci sağ eliyle kuşağında ki kamayı çıkardı ve aniden çocuğun boğazına sapladı. Çocuk sadece bir hık sesi çıkarabilmiş ve anında can vermişti...
Kovaçev'in binaya girmesinden bir dakika sonra bir trompet sesi duyuldu. Göçmenler bu trompet sesini yola çıkmaları için işaret sanıp hareketlenmişlerdi ki birdenbire yüzlerce tüfek patlaması meydanı doldurdu. Göçmenler ne olduklarını anlamadan birer birer yere düşmeye, birbirlerinin üzerine cansız şekilde kapaklanmaya başladılar. Bir yandan askerlerin, öte yandan çetecilerin mermi yağmuru altında kalan köylüler, öyle panik içinde kalmışlardı ki hala ayakta kalanlar da birbirlerine takılarak yere kapaklanıyor. arkalarından gelenler ise onların üzerlerine yığılıyordu.
Topladığı yağmurları her an dökecekmiş gibi tehditkâr bir tavır sergileyen kara ve karamsar bulutların altındaki Serez'de öğle vakti olmasına rağmen, asırlar sonra ilk kez ezan sesi duyulmadı. Hıristiyan halk hâlâ sokaklarda, caddelerde, meydanlarda zafer esrikliği içindeyken, müslümanlar öğle namazlarını evlerinde kıldılar. Evi olmayan göçmenlerse, ellerinde çıkınları ve torbalarıyla hükümet konağının önündeki alanda toplandılar. "Köylerden gelenler tekrar köylerine dönecek!" emrine itaat eden ve kumandanın verdiği teminata güvenen göçmenler, şüpheyle karışık da olsa evlerine kavuşacak olmanın mutluluğu içindeydiler.