Kalp kıyametimiz midir? Dünya bedenimizde parçalar halinde dağılırken depremler ellerimizi titretiyor, yangınlar boğazımızı yakıyor, hislerimiz sular altında kalıyor ve duygularımız heyelan misali yıkılıyordu. Bütün kötülükler biribirini devam ettirirken, deprem olan ellerimizde kaderimiz gülümsüyor, yangın çıkmış olan boğazımızda çiçekler yeşeriyor, sular altında kalan hislerimiz yeni hislerimizin tohumlarını ortaya çıkarıyor ve duygularımız heyelan misali yıkıldıkları yerde tekrardan doğruluyordu. Dünya bedenimizdeydi, iyisiyle ve kötüsüyle bizimle beraber yaşıyordu; kalbimiz ise dünyamızın kıyametiydi fakat bizim kendi dünyamızda kıyamet sadece bir kez olmuyordu. Kalbin kıyameti; ellerimiz titrerken kaderin kahkahalarının duyulması, yangında boğazımız yanarken çiçeklerin daima canlı kalması, sular altında kalan hislerimizin tohumlarında papatyalar yeşermesi ve heyelan misali yıkılan duygularımızın bile yıkılırken daima gücü elinde tutması demekti.
Kalbimiz, bizim dünyamızın bütün iyiliklerini ve kötülüklerini içinde barındıran fakat kıyameti anımsatarak her atışında bütün acıları ve güzellikleri hissettirmesi demekti.
Kalbim, kıyametimdi. Benim kıyametim, dünyamın iyilikleri ve güzellikleri;kötülükleri ve çirkinlikleriydi.