"Yüz konuştuğunda, ağız sırasını bekler." Yahut şöyle mi demeli? Yüz konuştuğunda zaten dile hacet kalmaz. Bazen en ağır duyguların ifadesini, sessiz bir yüz yüklenir. İnsan kendi hikayesini yüzünde saklar.
O yüzden kendi yüzüne bakabilen, başka yüzlerden utanmaz.
Eğer o anda, yaşlı bir Kızılderili konuşacak olsa, "Aslında kazanmak gülüp geçebilmektir" derdi diye düşündüm. Yaşanılanların yer çekimine tutulmadan, bir parça yukarı çıkıp her şeye uzaktan bakabilmek ve gülüp geçebilmektir. Yaşlı bir Kızılderili ne kadar mı yanılabilir?