Turgut başını önüne eğdi kızararak. "Şu anda, sana güzel bir söz söyleyebilmek için, on bin kitap okumuş olmayı isterdim," dedi:"Gene de az gelişmiş bir cümle söylemeden içim rahat etmeyecek: seni tanıdığıma çok sevindim kendi çapımda."
"Ben sadece namuslu olmakla övünen kişiyi adamdan saymıyorum; toplumu iyiye,güzele götürmek için kendi gibi namuslu insanlarla birlikte bir çaba harcamamışsa, çevresindeki uygunsuz gidişe başkaldırmamışsa, o kişi namussuzdur benim için."
"Bireyin tek başına kaldığı zaman kendisini oluşturmak için yapacağı çalışmalar, ne yapmalı sorununun önemli bir bölümüdür.Kendi değerini eksiksiz bilen ve her an bu değeri, yeni şartların ışığında eleştirebilen bir kişi ne yapmalı ne yapmalı diye bocalamaz."
"Zarar yok; yaşasaydın da beni yerin dibine batırsaydın...Söyle, de ki: bin tane kitap okumak gerek.Geceleride uykusuz kalınacak.Her gün durmadan koşulacak akşma kadar...Esir Selim esir.British Museum'a gidilecek,Marx gibi çalışılacak,istersen sakalda bırakırım.Kataloglar içinde kaybolacaksın Turgut, de."