Yazarın ana gayesi tanrıyı akılla temellendirmek. Argümanın temeli tanrının "basit" bir varlık olduğu ön kabulüne dayanıyor.
Kabaca "En fazla şeyi en az varsayımla açıklama" ilkesi diyebileceğimiz occam'ın usturasını bu varsayımı ile birleştirerek tanrıyı akılla (Bilimsel kriterlere göre) temellendirmeye çalışmış.
Sonsuz özelliklerle bezendirilmiş teizmin tanrısının "basit" bir varlık ve açıklama olduğunu söylemek için basitlik kavramını bayağı bir eğip bükmesi gerekmiş olsa gerek. Nitekim bu basitliği temellendirmeden "Tanrı basit bir varlıktır" diyip bırakmış.
Burada ayrıca basitliği neyle ölçtüğümüzü sorgulamamız gerekir. Basitlikten kastımız niceliksel sadelik midir, yoksa niteliksel sadelik mi? Öyle anlaşılıyor ki yazar basitliği niceliksel bir perspektiften okumuş ve tanrı tek bir varlık olmasından ötürü basittir sonucuna ulaşmış.
Argümanını destekleyici unsurlar olarak "düzen vardır çünkü güzeldir, kaos çirkindir" gibi subjektif şeylere yaslanması da ayrı bir konu.
Yazarın çabası iyi bir deneme olsa da yeterli eleştirel perspektif ile okursanız siz de görebilirsiniz ki argümandaki gedikler rahatsız edici derecede fazla.
David Hume'un söylediği gibi;
"Bizim bu en Mukaddes dinimiz akla değil imana dayanır ve onu hiçbir şekilde geçirmeyeceği bir sınava sokmak tehlikeye atmanın kesin bir yoludur."
Yazar da farkında olmadan teizmin tanrısını bu "tehlike" içine sokmaktan kaçınamamış.