Yazar kitabı Amerika Birleşik Devletleri vatandaşlarına emanet ederek başlıyor. Öncelikle kitap 1. Kitap ve 2. Kitap adlı iki bölümden oluşuyor. 2. Kitap'da Eski Ahit ve Yeni Ahit'e dair eleştirilerine yer veriyor.
Derinleştirecek olursak:
Dine insan eklemeleri ve papazlarin uydurması gözüyle bakıyor. Düşünce özgürlüğünden dem vurarak hükümet sistemleri değişince insanların tekrar arı bir din olan tek tanrı inancına döneceğini ümit ediyor.
Yazarın kendi inancını açıkladığı bir bölüm var ordan yola çıkarak şunu belirtmeliyim ki bir yaratıcının varlığına inanıp fakat vahiy yoluyla gelen bu kitaplara ve onların koyduğu kurallara riayet etmediği anlaşılıyor. Çünkü vahiy doğrudan tanrının insana ilettiği şey anlamına gelir. Peygamberler aracılığıyla insanlara iletilen vahyin tanrı ile insan arasında özel olamayacagina çünkü araya 3. Kişilerin girdiği için bunun söylenti olacağı kanısında olduğunu görüyoruz.
Hristiyanlıgin doğduğu dönemde pagan mitolojisinin kabul görmesi bu inanışın daha kolay kabul görmesine olanak sağlamıştır. Çünkü Hristiyanlık inanışıni da biraz mitoloji ile bağdaştırıyor. Aslında bütüne baktığımızda eleştiri oklarını Hristiyanlığa ve din adamlarına yönelttiğini görüyoruz. Fakat İsa'yı bir peygamber olmaktan daha çok reformcu, devrimci ve faziletli bir insan olarak görüyor. Diğer peygamberlerle ilgili düşüncelerinde şuna rastlıyoruz: "Evrensel ölçekte tanınan şu üç kişinin - Musa,İsa ve Muhammed(Hz.)- kökenlerinin karanlık olduğuna ve bu durumun tuhafligindan dem vuruyor.
Eski ve Yeni Ahit yorumuna gelecek olursak bu kitapların vahiy yoluyla gelen tanrı kelâmı değil bazı insanların yazılı metin toplayarak ve bunu oylayarak uydurma bir kitap oluşturulduğunu ileri sürüyor.
Aslında sonuç olarak "Tanrı kelâmı gözlemlediğimiz evren olarak görüyor bu