Şebnem...Kapak kızı Şebnem... Seni öylesine merak etmiştim ki, neler yaşadığını, neden bir dergiye çıplak pozlar verdiğini, Selda ve Ersin'in senden bahsettikleri sırada senin nerede olduğun neler yaptığın, hepsini çok merak etmiştim. Böylesine trajik bir hayat hikayen olduğunu hiç düşünmemiştim...
Ailenin çocuk üzerindeki etkilerini çarpıcı biçimde görüyoruz kitapta. Şebnem aile kurbanı olmuş, tek derdi birazcık sevgi görmek isteyen zavallı bir kız. Mutlu mesut hayat süren bir ailenin başlarına gelen bir felaket sonrasında darmadağın olmalarının öyküsünü dinliyoruz Şebnem'in ağzından. Küçük bir kız çocuğu iken yaşadıkları bu talihsiz olaydan sonra bir daha asla eskisi gibi bir hayatı olmuyor Şebnem'in. Her an bu mutlu günlerinin özlemini duyarak ve hep travmatik olaylar yaşayarak geçiyor yeni hayatı. Ve başlıyor hayatla, insanlarla, toplumla kavga etmeye. En çokta kendisini yakıp kavurarak yapıyor bu kavgasını.
Romanın sürükleyiciliği ve yazarın dili gerçekten muhteşem. Şimdi sırada büyük bir merakla okumayı beklediğim serinin üçüncü kitabı 'Osman' var.
Anne babası ikisinin de hiçbir şeylerini eksik etmemişlerdi, evet, hayata itmek dışında. Oysa hayat daima daha önce hiç kimse tarafından denenmemiş musibetler taşıyor ve insan hepsinden uzak kalınca böyle kuru kuruya yanıyordu işte, yanmanın bile tadını alamadan.
Şimdi anne babasının sevgisiyle sarıp sarmalandığını sandığı evin şaşmayan bir saatten, bir içtima alanından, işe yaramayan bir dizi güvenlik uyarısından ibaret olduğunu görüyor ; musibetsiz nasihatlerle donanmış kişiliğinin hayatın karşısında aciz kaldığını anlıyordu.