Sanat, statüsüne dair felsefi sorunsal, bir şekilde onun özü haline gelmeden gelişseydi, her şey başka türlü olabilir miydi? Sanat felsefesi,nesnesinin dışında konumlanıp onu yabancı ve dışsal bir bakış açısı ile ele almak yerine nesnesinin içsel enerjisinin telaffuz şekline dönüşebilir miydi?
“Herhangi bir şiirin basılı olduğu bir kitabın bir kopyasını yakabilirim, ancak bunu yaparak şiiri yakmış olmam zira sayfa zarar görmüştür şiir değil.”
Her durumda, bu yeni kuramda sanatın
özü, günlük hayatta işimize yarayan ilkelerin basit birer devamı yoluyla anlaşılamayacak olanda yatmaktadır. O halde sanat, kaçınılmaz olarak gizemli olacaktır ve önceden olduğu gibi, Euripides'in tragedyanın ölümünün koşullarını hazırladığı iddiası, onu akıl adına gizemden arındırmasındandır.