Zühre

Zühre
@Passenger__
"En asil haz, anlamanın verdiği sevinçtir."
Özünü kavrayamadığın bir bilgiye nasıl sabredebilirsin?
183 okur puanı
Temmuz 2025 tarihinde katıldı
İnanç, korku ve aşk gibi olguları izafiyet teorisi ve belirsizlik ilkelerini anladığımız yollardan anlamaya zorlandık. Bu olgular hayatımızın rotasını belirlerler. Dün hayatım bir yönden ilerliyordu bugün farklı bir yöne. Bugün yaptıklarımı dün yapmamın ihtimali dahi yoktu. Zaman ve mekanı yeniden yapılandıran bu güçler daha biz doğmadan başlayacak ve biz öldükten sonra da devam edecek şekilde olmak istediğimiz kişiyi değiştirebilir ve şekillendirir. .... Ebedi ömrümüzün doğası, sözlerimizin ve eylemlerimizin bir sonucudur. Ve etkisi devam eder zamanın sonuna dek.. .... Hayatımın bu aşamasında bildiğim tek şey bu dünyayı, kalplerimizin çarpmasını sağlayan görünmez güçlerin döndürdüğü. .... İnsanlara bir şeyler verdiğiniz sürece onları kontrol altında tutabilirsiniz. Bir insanın her şeyini alırsanız artık onu kontrol edemezsiniz. .... Var olmak anlaşılmaktır. Ve kendini tanımak ancak başkalarının gözünden görmekle mümkündür. ..... Artık anlıyorum gürültü ve ses arasındaki sınırlar geleneklerden ibaret. Tüm sınırlar aşılmayı bekleyen birer gelenektir. Herhangi bir geleneğin aşılması için öncelikle tek bir kişinin onu aşması gerekir. ... Yaşamlarımız ve tercihlerimiz kuantum yörüngeleri gibi an ve an değişir. Her kesişim noktasında ve her karşılaşmada yeni bir potansiyel yön önerir. Cloud Atlas ☁️☁️☁️
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
"Yaşam çok kısadır; yaşamda kendimizi çok erken kaybederiz. Sürüklenmeyin. Kendinizi yakalayın ve sorun: “Ben ne yapıyorum? Nereye gidiyorum?" Çok geç olmadan önce yapmanız gereken şeyi düşünün; üzerinde çalışmak açısından neyin sizin için önemli olduğunu düşünün. Herkes kendi içinde üzerinde çalışması gereken şeyi, bu hayatı yaşamak için gerekli olan kendi sebebini ayırt etmelidir. İnsan bu gezegene içsel bir görevle doğar ve yaşam öylesine düzenlenmiştir ki insan kendisini ve kendi anlamını sadece yaşam vasıtasıyla bulamaz, bu içsel görevin ne olduğunu ancak görmek yoluyla bulabilir." /Maurice Nicoll/
Severken neye talibiz?
Kuvvetle muhtemel canlı ve değişken bir ruh ile benzeşme ve yabancılaşma vadilerinde adım adım tanıyacağımız bir eşlikçiye mi? Yoksa plastik çiçekler gibi beğenip sahip olduğumuz... Kendi ellerimizle yerleştirdiğimiz vazosunda yalnızca bizim konumlandırmamıza teslim, tekdüze varoluşundan zerre şüphe etmediğimiz bir güzelliğe mi?
"Hayatım da beyaz bir tuvalde siyah bir leke idi. Ama sonra biri beni müzeye götürdü ve bana sanat dedi. Belki de sevgi sadece, sen gözlerini kapattığında bile sana bakmaya devam edecek kişiyi bulmakla ilgilidir. " /Elvira Sastre /
Farketmesek de henüz çoğumuz, Ancak budur ortak düşümüz.. 💐

Quintessentia

@Dedalus_
·
İyi olacağız…
İyi olacağız… Hem şimdi, hem yarın, hem de yolun o her şeyi temize çeken menzilinde mutlaka iyi... Ayrı düştüğümüzü sandığımız o uçsuz bucaksız yollarda, aslında hepimiz aynı karanlıktan geçip aynı aydınlığa yürüyoruz. Dönüp durduğumuz bu devridaimde; kimi zaman birbirimizin göğsüne açılan bir yarayız, kimi zaman o yarayı sarıp sarmalayan merhem. Kimi zaman vuran el oluyoruz, kimi zaman o elin altında ezilen mahzun bir yürek. Üzerimize ne çok zırh, ne ağır kumaşlar giymişiz böyle… İsimler, keskin inançlar, içimizde kor gibi büyüttüğümüz öfkeler, bizi kör eden o mutlak haklılıklar ve sessiz kırgınlıklar. Sonra bir gün, rüzgâr tersine dönüyor ve anlıyoruz; taşımaktan yorulduğumuz bu sıfatların hiçbiri bizden, o saf insanlığımızdan büyük değil. O gün, göğsümüzün kafesi genişliyor. O gün, kimseyi gözden çıkarıp uçurumlardan aşağı bırakmak gelmiyor içimizden. Çünkü o yabancı dediğimiz gözlerin derininde kendi korkumuzu görüyoruz; bizim gibi özlediğini, bizim gibi yanılıp savrulduğunu, aynı aşkla sevip aynı yasla eksildiğini fark ediyoruz. Bir insanı bütünden silmeye kalkmanın, kendi kalbini ortadan ikiye yarmak, kendi canından bir parçayı koparıp atmak olduğunu nihayet hissediyoruz. Belki de bu uzun, bu yorucu yolculuğun bütün sırrı buradadır: Birbirimizi yargılamanın o çorak toprağından kaçıp, birbirimizin yüzünde kendimizi tanımayı öğrenmek için. Günün sonunda ne kadar uzağa fırlatılırsak fırlatılalım, hangi uçurumlardan dökülürsek dökülelim; hepimiz aynı denize doğru koşan, o sarsılmaz hasretle akan sular gibiyiz. Tek bir damlayı bile iten, o koca ummanı da inkâr etmiş sayılır. Ummanı kalbiyle seven ise, en yaralı, en küçük damlayı bile incitmden buyur eder bağrına. Ben işte o kutlu vakte inanıyor ve güveniyorum... Kimsenin kapı eşiklerinde kalmadığı, kimsenin o koyu