Zühre

Zühre
@Passenger__
"En asil haz, anlamanın verdiği sevinçtir."
Özünü kavrayamadığın bir bilgiye nasıl sabredebilirsin?
185 okur puanı
Temmuz 2025 tarihinde katıldı
Aşk, beş duyunun sınırları içine hapsedilmiş insan zihninin, kuantum frekanslarına geçiş yapabilmesi için tasarlanmış kusursuz bir ezoterik mekanizmadır. Yemek yemek, su içmek bedenin hayatta kalması için ne kadar zorunluysa, beşerî bir aşka tutulmak da ruhun uyanışı için o kadar temel bir ihtiyaçtır. Çünkü o, sistemin içine bilerek bırakılmış tek bir güvenlik açığıdır. "Leylâ'dan Mevlâ'ya varmak" sadece edebî bir metafor değildir. Tamamen nörolojik ve okült bir formüldür. İnsan beyni sonsuz olanı, şekilsiz olanı ve salt enerjiyi doğrudan algılayamaz. Sistem buna izin vermez. Bir bedene giydirmek şarttır. Kabalistik öğretilerde ve antik okültizmde de kural budur: sonsuz ışık ancak sonlu bir aynadan yansıyarak gözlemlenebilir. Leyla, o aynadır. Mecnun, Leyla'nın sûretine tutulduğunda zihnindeki algı filtrelerini kapatmaya başlamıştı. Şehvete bulanmayan o şiddetli çekim, frekansını öyle bir yükseltti ki, bir noktadan sonra aynaya ihtiyacı kalmadı. Dünyevî aşka tutulmadan ilahî aşka ulaşabileceğini sananlar, basamakları tırmanmadan çatıya çıkmaya çalışanlardır. Züleyha, "Yusufum görmeyecekse kimin için süsleneyim" diyerek tüm mücevherlerini dağıttığında, madde dünyasıyla olan bağını kesmişti. Aşk insanın gözünü kör etmez. Tam tersine; beşerî gözü kapatır, kalp gözünü açar. Dışarıda aradığın Yusuf'u eninde sonunda kaybedersin, çünkü o beşerîdir. Yorar, yıpratır ve biter. Ancak o acı bittiğinde, Kenan ilinin senin özünde, kalbinin tam merkezinde durduğunu fark edersin. Bu hakikate erersen, kalbini kilitli tuttuğun o sahte konfor alanında bir saniye bile duramazsın. Aşkı bir duygu sanıyorsun. Değil. Aşk, evrenin senin egonu parçalamak için kullandığı en eski suikast silahıdır. Dünyada herkes aşkı bir birleşme, bir çoğalma sanır. Oysa aşk bizatihi ölümdür. Psikoloji
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
İnanç, korku ve aşk gibi olguları izafiyet teorisi ve belirsizlik ilkelerini anladığımız yollardan anlamaya zorlandık. Bu olgular hayatımızın rotasını belirlerler. Dün hayatım bir yönden ilerliyordu bugün farklı bir yöne. Bugün yaptıklarımı dün yapmamın ihtimali dahi yoktu. Zaman ve mekanı yeniden yapılandıran bu güçler daha biz doğmadan başlayacak ve biz öldükten sonra da devam edecek şekilde olmak istediğimiz kişiyi değiştirebilir ve şekillendirir. .... Ebedi ömrümüzün doğası, sözlerimizin ve eylemlerimizin bir sonucudur. Ve etkisi devam eder zamanın sonuna dek.. .... Hayatımın bu aşamasında bildiğim tek şey bu dünyayı, kalplerimizin çarpmasını sağlayan görünmez güçlerin döndürdüğü. .... İnsanlara bir şeyler verdiğiniz sürece onları kontrol altında tutabilirsiniz. Bir insanın her şeyini alırsanız artık onu kontrol edemezsiniz. .... Var olmak anlaşılmaktır. Ve kendini tanımak ancak başkalarının gözünden görmekle mümkündür. ..... Artık anlıyorum gürültü ve ses arasındaki sınırlar geleneklerden ibaret. Tüm sınırlar aşılmayı bekleyen birer gelenektir. Herhangi bir geleneğin aşılması için öncelikle tek bir kişinin onu aşması gerekir. ... Yaşamlarımız ve tercihlerimiz kuantum yörüngeleri gibi an ve an değişir. Her kesişim noktasında ve her karşılaşmada yeni bir potansiyel yön önerir. Cloud Atlas ☁️☁️☁️
"Yaşam çok kısadır; yaşamda kendimizi çok erken kaybederiz. Sürüklenmeyin. Kendinizi yakalayın ve sorun: “Ben ne yapıyorum? Nereye gidiyorum?" Çok geç olmadan önce yapmanız gereken şeyi düşünün; üzerinde çalışmak açısından neyin sizin için önemli olduğunu düşünün. Herkes kendi içinde üzerinde çalışması gereken şeyi, bu hayatı yaşamak için gerekli olan kendi sebebini ayırt etmelidir. İnsan bu gezegene içsel bir görevle doğar ve yaşam öylesine düzenlenmiştir ki insan kendisini ve kendi anlamını sadece yaşam vasıtasıyla bulamaz, bu içsel görevin ne olduğunu ancak görmek yoluyla bulabilir." /Maurice Nicoll/
Severken neye talibiz?
Kuvvetle muhtemel canlı ve değişken bir ruh ile benzeşme ve yabancılaşma vadilerinde adım adım tanıyacağımız bir eşlikçiye mi? Yoksa plastik çiçekler gibi beğenip sahip olduğumuz... Kendi ellerimizle yerleştirdiğimiz vazosunda yalnızca bizim konumlandırmamıza teslim, tekdüze varoluşundan zerre şüphe etmediğimiz bir güzelliğe mi?
"Hayatım da beyaz bir tuvalde siyah bir leke idi. Ama sonra biri beni müzeye götürdü ve bana sanat dedi. Belki de sevgi sadece, sen gözlerini kapattığında bile sana bakmaya devam edecek kişiyi bulmakla ilgilidir. " /Elvira Sastre /