Zühre

Zühre
@Passenger__
"En asil haz, anlamanın verdiği sevinçtir."
Özünü kavrayamadığın bir bilgiye nasıl sabredebilirsin?
185 okur puanı
Temmuz 2025 tarihinde katıldı
Sen kendi durumunun farkında değilsin. Hapishanedesin. Eğer akıllı bir kimseysen bütün dileğin, kaçmak olmalıdır. Fakat nasıl kaçılabilir? Duvarın altından bir tünel kazmak gereklidir. İnsan, tek başına hiçbir şey yapamaz. Fakat varsayalım ki, on veya yirmi kişi mevcut. Eğer sıra ile çalışırlarsa ve biri diğerini tamamlarsa tüneli kazmayı bitirir ve kaçabilirler. ... Eğer özgürlüğe kavuşmak mümkünse, bu ancak büyük bir çalışma ve büyük çabalar sonucunda, her şeyin üstünde olmak üzere de belirli bir amaca yönelik şuurlu çabalar sonucunda gerçekleşebilirdi.
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Eğer bir insan kendi kendine güçlükler ve fedakarlıklar icat edebilseydi, çok ilerleyebilirdi. Ama burada anlaşılması gereken husus, bunun mümkün olmadığıdır. (Öyleyse..) Bir başkasına itaat etmek veya kontrolü sadece bir şahsa ait olan genel çalışma hattını izlemek gerekir.
Ama kendisi üzerinde çalışmak istiyorsa, o, bu huzurunu bozmak zorundadır. İkisine birden sahip olmak asla mümkün değildir. İnsan bir seçim yapmak zorundadır. Ama seçim yaptığı zaman, sonuç, pek sık olarak aldanmadır, yani insan kendisini aldatmaya çalışır. Lafzen çalışmayı seçer ama hakikatte huzurunu kaybetmek istemez. Sonuç, iki tabure arasında oturmaktır. Bu ise en rahatsız pozisyondur.
Ama bütün mesele, insanın repertuarı dışında kaldığında, yani herhangi bir şey onu, sadece kısa bir süre için bile olsa, her zamanki izinin dışına ittiğinde, kendisini çok rahatsız hissettiği ve olağan rollerinden herhangi birisine geri dönmek için büyük çaba harcadığıdır. Doğrudan doğruya tekrar her şeyin yolunda gittiği, rahatsızlık duygusunun ve gerilimin kaybolduğu her zamanki rotasına döner. Durum hayat içerisinde böyledir; fakat çalışma içerisinde kişinin kendini gözleyebilmesi için bu sıkıntı ve gerilimle, rahatsızlık ve acizlik duygusuyla uzlaşması gerekir. İnsan sadece bu rahatsızlığı yaşayarak kendisini gerçekten gözleyebilir. Ve bunun neden böyle olduğu açıktır. İnsan, bu olağan rollerinden herhangi birisini oynamadığı zaman, repertuarında uygun bir rol bulamadığı zaman kendisini çıplak hisseder. Üşür, utanır ve herkesten kaçmak ister. Fakat burada bir soru doğar: O, ne istemektedir? Sakin bir hayatı mı, yoksa kendi üzerinde çalışmayı mı? Şayet sakin bir hayat istiyorsa, o, her şeyden önce kesinlikle repertuarının dışına çıkmamalıdır. Olağan rolleri oynayarak kendisini rahat ve huzur içinde hisseder.
"Her insanın olağan şartlarda oynadığı belirli bir rol repertuarı olduğunu anlamalısınız." dedi G. "Bu münasebetle insan, hayatta alışılagelmiş olarak kendisini içinde bulduğu her türlü şart için bir role sahiptir; ama onu biraz farklı şartlar içerisine koyarsanız, uygun bir rol bulamaz ve kısa bir zaman için kendisini ortaya koyar. Bir insanın oynadığı rollerin incelenmesi, kendini bilmenin çok gerekli bir kısmını oluşturur. Her insanın repertuarı çok sınırlıdır. Bir veya ikisi ailesi için, bir veya ikisi bürosu için (biri astları ve diğeri üstleri için), biri bir lokantadaki arkadaşları için ve belki de biri, yüce fikirlerle ilgilenen ve entelektüel konuşmalardan hoşlanan kişiler içindir. Bu nedenle insan, farklı zamanlarda, bunlardan biriyle tamamen eş koşar ve kendisini ondan ayıramaz. Rolleri görmek, sahip olunan repertuarı bilmek, bilhassa bu repertuarın sınırlılığını bilmek, çok şey bilmektir."