Ölüm hayatın zıddı değildi, bilakis hayatla başlıyordu ve hayatın ta kendisiydi. Ölüme ilerlemenin adı hayat olmuştu. Doğan herkes bu yolu yürüyor ve günü gelince de dünyayı terk edip gidiyordu.
Her zerresine hayran olunacak şu alemin karşılıksız sunduğu mucizeleri içinde nefes alıp verenler, olurlara bakmayıp olmazı istiyorlardı. Olup bitmişlerin olmazlık ihtimalini akıl etseler mucizeyi anlayabileceklerdi. Ama küfrün azgın akılları hep imkansızın taliplisi kesildiler.
Dünyanın hiçbir tertibi veya tedbiri imana giden yolları kesemiyor, oraya açılan caddeleri tıkayamıyordu. Çileli oluyordu, sıkıntılı okuyordu ama yolcular hep yolda oluyordu. Yolun sahibi Allah’tı ve dilediğini yürütüyordu. Yürüyüşün çilesi, erişilen nimetin dengesiydi. Mükafat Allah’ın cemali olunca sıkıntı üstüne sıkıntı kimin umrundaydı? İnanmayanlar başka!