Yetişkinlerin dünyası o an Hamnet’a öyle akıl karıştırıcı, karmaşık, öylesine kaypak görmüyordu ki. O dünyada kendi yolunu nasıl bulacak? Nasıl becerecek?
Hayatın çağlayan suyunun durulduğu, hatta artık yenilenmediği için ağırlaştığı bir zaman başlangıcı. Oysa anlattıklarına bakalırsa büyük mücadele yeni dünyaya yapılacak seyehatiyle başlayacak olan yeni hayat için verilmiş ama yeni hayatın kapıları açıldığı anda ölüm tekrar kapatmıştı.
Her bir eşyanın taşıdığı zaman izi ve yüksek zevk evi benzersiz kılıyor. Yine aynı unsurlar, aynı evi kalabalık bir şehrin içinde yapayalnız bırakıyordu.
Emma Bovary. Hayatı bir sürüncemede geçen kadın. Sürekli arayışta olup aradığını bulamayan, yolda olup yolu bulamayan kadın. Yani Madam Bovary … Hayata daha farklı bakabilseydi charles ile bambaşka bir hayatı olabilirdi hem de güzel kızıyla. Ama hırs, istek, taşıp da kendi sonunu hazırlamasına neden olan hevesler sadece kendisinin değil ailesinin de sonunu getirdi. Bu hikayede bence yanan kocası, kızı ve babası oldu. Emma’nın yokluğuna dayanamayan bir eş ve baba, hayatı alt üst olmuş bir kız çocuğu…
Kitap inanılmaz uzun tasvir ve betimlemeler içeriyor. Bu da haliyle okurken biraz bıkkınlık veriyor. Evet sahne gözlerinizin önünde yayınlanıyormuş gibi, mesela acı çeken karakterin en ufak mimiğine kadar görüyorsunuz ama bu kadarına gerek vardı emin değilim. İşim garip yanı ise okurken hem zorlaması hem de meraklandırması oldu.
Bir de okurken Anna Karenina ile çok fazla benzettim. O yüzden yeni bir eser değil de zaten daha önce okumuş olduğum bir ederi okumuş gibi oldum.
Özetle beni çok fazla cezbeden bir kitap olmadı. Dram, uzun tasvir sevenler için ideal bir kitap olduğunu söylemeden de geçmeyeceğim.