Yetişkinlerin dünyası o an Hamnet’a öyle akıl karıştırıcı, karmaşık, öylesine kaypak görmüyordu ki. O dünyada kendi yolunu nasıl bulacak? Nasıl becerecek?
Emma Bovary. Hayatı bir sürüncemede geçen kadın. Sürekli arayışta olup aradığını bulamayan, yolda olup yolu bulamayan kadın. Yani Madam Bovary … Hayata daha farklı bakabilseydi charles ile bambaşka bir hayatı olabilirdi hem de güzel kızıyla. Ama hırs, istek, taşıp da kendi sonunu hazırlamasına neden olan hevesler sadece kendisinin değil ailesinin de sonunu getirdi. Bu hikayede bence yanan kocası, kızı ve babası oldu. Emma’nın yokluğuna dayanamayan bir eş ve baba, hayatı alt üst olmuş bir kız çocuğu…
Kitap inanılmaz uzun tasvir ve betimlemeler içeriyor. Bu da haliyle okurken biraz bıkkınlık veriyor. Evet sahne gözlerinizin önünde yayınlanıyormuş gibi, mesela acı çeken karakterin en ufak mimiğine kadar görüyorsunuz ama bu kadarına gerek vardı emin değilim. İşim garip yanı ise okurken hem zorlaması hem de meraklandırması oldu.
Bir de okurken Anna Karenina ile çok fazla benzettim. O yüzden yeni bir eser değil de zaten daha önce okumuş olduğum bir ederi okumuş gibi oldum.
Özetle beni çok fazla cezbeden bir kitap olmadı. Dram, uzun tasvir sevenler için ideal bir kitap olduğunu söylemeden de geçmeyeceğim.
…çünkü insanlar arasındayken yüzüme alaycı bir maske geçirmesini bilirim; ama kaç kez, ay ışığında bir mezarlık görünce, gidip o uyuyanlara karışmanın daha iyi olup olmadığını düşünmüşümdür.