Efsun Abla bu gece daha önce hiç anlatmadığı bir hikaye daha anlatıyor. Nefesimi tutup dinliyorum. Efsun Abla’ya ben her seferinde hikayelerinden âşık oluyorum.
Daha önce kayboldu. Bir daha kaybolur. Kayboldukça kendisini bulur. Uyur, uyanır kaybolur. Güler, gülmesi diner kaybolur. Hüzünlenir, gözleri yaşlanır kaybolur. Dalgınlaşır, yok olur. Sonra her seferinde kendisini yeniden bulur. Kendisiyle yeniden tanışır. Kendisiyle yeniden barışır. Onu bozmaz kaybolmak.
Bütün eski şehirlerin surlarını köleler yapmış. Sırtlarında kırbaç izleri, ayak tabanlarında, ellerinde yaralar. At gibi vururlarmış sakatlanan köleleri. Kölelerin kalbi inşa ettikleri şehre hep derin bir nefretle dolarmış. O yüzden bu dünyada mutlu şehir yoktur Musa.