Ne garip
Balkanlardan esen rüzgarla ben
Sense Anadolu’nun bağrından koparılarak
savrularak sığınmışız Kınalı'nın sahillerine aynı zamanda olmasak bile...
Kaptığımız gibi çakılı
En çok kim sektirecek denizin üstünde taşı
“Bir, iki, üç ...... on üç"
Çocukluğun yaşamımıza değdiği gibi Bakardık arkasından
Şıp,şıp,şıp,şıp
Ne garip
Yine de
Her sonbaharda
Leylekler
Göçerken buradan
Döner Ada'nın etrafında
Son bir bakış atıp kaybolurlar Çocukluğumuza ve sonsuzluğa
Eminim ki,
Her sonbahar göçerken leylekler buralardan
Kınalı'nın sahillerinden
Denize sektirdiğin taşı
Ve yetim çocukluğunu
Dimdik duran delikanlılığını bulacaklar
Ve seni Hrant, hiç unutmayacaklar
#GÜLER YÜCEL
Sabah sabah kallıyorsun işe giderken çekilen bir fotoğraf paylaşıp "sabahın köründe yine yollarda" diye zırrr bi mesaj gelir çok bilmiş ablandan SABAHIN KÖRÜ DEĞİL NURUDUR O SEN UYANAMAMIŞSIN :)
Köpek her kaka yaptığında Eliya sağ eline geçirdiği bir saydam plastikle kahverengi nesneyi yerden alıyor terbiyeli bir hayvan olan küçük köpekçik de evde geçen onca saatin intikamını almak ister gibi her iki üç adımda bir durup işlemi tekrarladığı için sohbet ancak aralıklı olarak devam edebiliyor Eliya eğilip eğilip doğruluyor bunun yasal bir zorunluluk olduğunu anlatıyor bir yandan da, yoksa ceza yiyeceğini söylüyor İstanbul'da da durumun böyle olup olmadığını soruyor Ben de böyle bir yasak olmadığını bırak köpekleri insanların bile erkek olanlarının bazı Bizans kalıntısı duvarlara işlediklerini Ama bunun ideolojik bir davranış olmadığını son yıllarda toplumumuzu saran lümpenlikten kaynaklandığını Bunlar çok rahatsız olan bazı yurttaşların o duvarlara tebeşir ile ^buraya işeyen eşektir^ yazdıklarını ama bunu lümpen tayfasını hiç etkilemediğini anlatıyorum Belki de okuma yazma billseler, eşekler bu duruma daha çok alınırlardı.
Yaşlandıklarında ağaçarın insanlara benzediğini,kent çocukları bile görebilir. Gövdelerinin boğum boğum olması, ihtiyarların eğilip bükülmüş mafsallarını hatırlatır.