Sistem kadını şöyle bir yana itti önce. Baktı kadın yine ufkunu, önünü görüyor bu kez aldı, arkasına attı; hem de en karanlık yere. Önünde bir erkek oldu mu neyi görebilirsin ki ? Koca dağlar, denizler, hayatlar, kavgalar kadını perdeleyen çok şey olsa da, ufkunu örten erkekten kalın bir duvar var. Koca, erkek duvarından az ötesini hiç göremedik. Zamanla büzüştükçe büzüştük, kurudukça kuruduk. Erkek gürleşmedi, gürledi durmadan. Yüreği küçüldü, kafası büyüdü. En çok o yitirdi kendini, ama en çok kendisi büyüdü, kurtuldu sandı. Oysa dengesini yitiriyor, karikatürleşiyordu. Sonra kadın azar azar ayağa kalktı, az biraz atıp atıp yürümeyi denedi. Erkek dönüp baktığında gülünç buldu kadını. Kendi karikatürize haline bakmadan güldü karşıdakine ve “kadın sorunu” dedi.