Dünya dediğin nedir ki" sorusu, dün de, ölümle burun buruna geldiği şu saatlerde de değişmeyen sorusuydu adamın. Yanıtını her seferinde kederli bir gülümsemeyle verirdi: Dünya durduğun yer ve iki kelam edebileceğin dostlardır...
Gençlik dediğimiz, alışkanlıkların çabuk edinildiği, gösterişin kimlik haline geldiği, ama nihayetinde azgın duyguların, çocuksu biçimde yaşandığı bir dönem değil miydi ki?