Kendi hakkında hüküm vermesi kolay değildir kişinin. Bir an gelir ne alkol, ne psikiyatrik ilaçlar, ne dostlar, ne de delice çalışmak koruyabilir insanı. Beklemek gerektiğini öğrenir kişi. Yazgıya boyun eğmek midir bu, tartışılır. Kitaplara sığınmak, bir büyüğün yol göstericiliğine inanmak, kahırlı gecelerde serserilik etmek beklemeye dahildir, asla tedavi edici değildir. Bunu fark etmek, tanışmanın, kendine tutulan aynaya bakmanın ilk aşamasıdır. Eskiden sevecen ve mutlu bulduğun, hayranlık duyduğun yüzüne acıyarak bakma cesareti de denebilir buna.
Bir saatli maarif takvimi olsa, ne iyi gelecekti şimdi ona... Çocukluk vardı sayfalarında, güler yüzlü, esenlik veren ihtiyarlar... Çıtırdayan bir soba, etrafına toplanmış çoluk çocuk koca bir aile. Bir yılbaşı gecesine özlem duydu. Saatler süren tombala oyunu... Cevizli sucuklar, türlü yemişler, özenle hazırlanan sofra, yokluğa inat giderek artan kahkahalar...