Kitap 12 bölümden oluşuyor. Birey ve Toplum bölümü ile başlıyor ve Kendini Yaşamak ile bitiyor. Kitap önsözü ile bize bilgiler vermeye başlıyor. Daha ilk cümleden itibaren hiç bir gereksiz ve yersiz cümlenin bu kitapta olamayacağını seziyoruz. İşte daha önsözde bunu sezdiren ilk cümleler.
Önsöz şu tespitle bitiyor:
Dolayısı ile bu kitap, öncelikle insanın kendisindeki ve çevresindeki bilinmeyenlerinin sayısını azaltmayı amaçlamaktadır. Kendimizi ve çevremizi anlayamamanın getirdiği ürküntü dış dünyanın tehlikeli bir alan olarak algılanmasına neden olur. Böyle bir durum, davranışımızı tehlikelere karşı savunmaya yönelik bir biçimde düzenlememize ve enerjimizin çoğunu bu doğrultuda tüketmemize neden olacağından, gerçekleri algılamamızı ve kendimizi yaşayabilmemizi engeller.
İşte bu kitabın faydası bu paragrafta gizli. Önce kendini farket, kendini tanı ki değişebilesin. Eğer kendini tanımazsan en ufak bir ihtimalin yok değişim için. Belki kendini tanısan da çok değiştiremeyebilirsin ama en azından bir kıvılcım olur belki ilerde ateşe dönüşür.
Önsözden öğreniyoruz ki Engin Gençtan bu kitabı Haziran 1983'de yayına vermiş.
Kitap Birey ve Toplum bölümü ile başlıyor. İlk sayfalarda insanın antropolojik olarak tarihini anlatıyor. İnsanın nasıl bir toplumlaşma serüveni geçirdiğini anlattıktan sonra geleneksel ve çağdaş toplumlarda yaşayan insanların ne gibi psikolojik sorunlar yaşadığını anlatıyor.
19. sayfada şöyle bir tespit var:
İnsan hem yapan hem bozan, hem seven hem kıran bir varlıktır. Bu çelişki onun kendisini ve diğer insanları anlayabilmesini güçleştiren en önemli etmenlerden olmuştur.
İnsan neden kendini tanımakta zorlanır. Buna benzer çok tespit var elimden geldiği kadar yansıtmaya çalışacağım.
Geleneksel toplumlarda davranışlar diğer insanların beklentisini