savaşın patlak vermesinden hemen önceki yıllarda Avrupa sanatında ve edebiyatında kıyamet tasvirleri çok yaygındı.örneğin,wassily kandinsky 1912 yılında yaklaşan evrensel felaket üzerine yazmıştı.Ludwig Meidner 1912 ile 1914 yılları arasında yıkılmış şehirlerin,cesetlerin ve karmaşa sahnelerinin bulunduğu kıyamet peyzajları olarak bilinen bir dizi tablo resmetmişti.Bir kehanet havası hakimdi.1899’da Amerikalı ünlü medyum Leonora Piper gelecek yüzyılda dünyanın farklı bölgelerinde korkunç bir savaş yaşanacağını öngörmüş ve tinselciliğin gerçeklerini ortaya sermişti.1918’de,bir tinselci ve “Sherlock Holmes”romanlarının yazarı olan Arthur Conan Doyle bunun bir kehanet olduğunu söyleyecekti.
“bilinçdışının yalnızca atıl malzemeden oluşmadığı,orada yaşayan bir şey olduğu yönündeki görüşünün başlangıcı”olduğunu söylemiştir.bunlara;rüyayla ilgili olarak tabula smaragdina(zümrüt tablet)öyküsünü,on iki havariyi,burçları vs.de düşündüğünü ancak “bilinçdışının muazzam canlandırması olması dışında rüyaya başka bir anlam vermediğini”ekler.
“aslında köklerinden kopmuştur.ne geçmişle,ne onunla birlikte yaşamaya devam eden soyuyla,ne de içinde bulunduğu insan topluluğuyla gerçek bir bağı vardır.”