“Mo Ran, acıyor…”
Birini kalbinde böyle saklamak, en derin düşüncelerinin arasında özenle gizlemek çok acı vericiydi.
O kişi onu sevmese de olurdu; yeter ki onu sessizce düşünebilsin, sessizce koruyabilsin. Ona sahip olamasa da sorun değildi. Her şey yolundaydı.
Fakat o kişinin sıcaklığı ve şefkati başkalarına sunulurken, kendisine düşen yalnızca dikenler ve çalı çırpılardı.
Bu yüzden Chu Wanning onu kalbinde ne kadar saklasa da, o kişi her kıpırdandığında kalbi yeniden kanıyordu. Eski yaralar kabuk bile bağlamadan yenileri açılıyordu.
Chu Wanning onu kucakladı. Sanki hâlâ rüyadaymış gibi usulca saçlarını okşadı ve hafifçe iç geçirdi.
“En güzel rüyaların nadiren gerçek olduğunu biliyor muydun?”
Ardından çekildi. Kucaklaşma bir anda sona erdi; tıpkı bir yusufçuğun suyun yüzeyine konup hemen kalkması gibi.