Bilgekgn

Bilgekgn
@Perfecto_
Yükseköğretim'in nasıl olması gerektiği üzerine
İrade Terbiyesi "Her birey yukarıdan gelecek bir desteğe, kendisinden üst konumdaki birisinin denetimine ihtiyaç hisseder. İşte Katolik Kilisesi kendisine itirafta bulunan insanların bu ihtiyacını karşılama konusunda son derece başarılıdır. Üniversitelerde ise böyle bir mekanizma yoktur. Öğrenciler tek başına ve yapayalnızdırlar. Öğrenciler, hocalarına karşı büyük bir hayranlık beslemektedirler. Öğrencilerin bu büyük hayranlığına rağmen hocaların buna layık olmadıklarını, bu hayranlıktan hiçbir şekilde istifade edilmediğini gören birisinin bu muazzam israf karşısında hayıflanmaması mümkün değildir. Hocalar öğrencilerini doğru dürüst tanımıyorlar bile. Aileleri, ataları hakkında hiçbir şey bilmiyorlar. Öğrencilerin arzu ve istekleri nelerdir, geleceğe dair hayalleri nedir gibi sorulara verebilecekleri bir cevapları yok. Ah, keşke tek bir teşvik edici sözün, iyi niyetle verilen tavsiyelerin hatta bazen babacan azarlamaların yirmi yaşındaki öğrencilere ne kadar faydalı olacağını bilebilselerdi.." (S.326) Yine, 117 yıl önce kaleme alınmış bu satırların, bugün aynı soruna işaret ediyor olması gerçekten üzücü.. ilkokuldaki, ortaokuldaki örnek aldığımız öğretmenlerimizi hatırlayalım.. Bazen tek bir sözleri bile o gün hayatımızın en değerli şeyi olurdu belki de. Aldığımız bir övgü, belki tatlı bir kızgınlık, bizi kendimize getirir, kıymet verdiğimiz birinden gelen bu dönütler, bizim için çok büyük önem taşırdı. İlkokul öğretmenim hâlen benim manevi annem gibidir.. O yaşlarda söylediği her söz, kazandırmaya çalıştığı her değer, bugün genç yetişkin olmamda çok kıymetliydi.. Peki aynısını, ülkemizin, toplumumuzun geleceğini belirleme noktasında belki de eğitimin son basamağı olan yükseköğretim kurumlarında neden yapamıyoruz? Yazarın bahsettiği gibi, hocalarımızın çoğu öğrencileri
Alıntı
Reklam
100 yıl geçse de değişmeyen gerçek..
''Solunum hijyeni ise daha temeldir. İnsanın temiz havaya ihtyacı olduğunu öyle uzun uzun anlatmaya gerek yok ama gelin görün ki gençlerin bu konudaki tembelliğine defalarca şahit olmuşluğum vardır. Pencereyi açıp da içeriye temiz ve elbette biraz soğuk hava girmesini sağlayacakları yerde, içerinin o pis havasını teneffüs etmeyi tercih etmelerini anlamak mümkün değil. Öğrencilerin eğitim gördükleri ve barındıkları mekanların temiz hava konusundaki durumları hiç de iç açıcı değil.'' [Sayfa 214, İndigo] Tam 117 yıl önce yazmış J. Payot bu satırları.. Ve günümüzde de maalesef halen aynı durum geçerli. Toplu taşımada, okullarda,sınıflarda, kütüphanelerde... O kadar nefret ediyorum ki bu durumdan. İnsanların 5 dakikalığına da olsa biraz üşüyecek olsa da sonrasında temiz havaya erişebilecekken kendilerini kötü ve rahatsız edici rutubete, pis kokuya ve havasızlığa mahkum etmeleri, üstelik benim gibi aksi yönde adım atanları da sanki kendilerini soğuk hava depolarına kilitliyorlarmış gibi eleştirmeleri gerçekten akıl alır gibi değil.. Özellikle yoğun yolcu kapasitesi olan hatlarda şoför beyin çok değerli el ve ayacıklarını ısıtması uğruna kaloriferi fullerken sizin arka tarafta diğer yolcularla bir bütün, bir aile haline gelmişken, üzerine bir Allah'ı kulu da camı açmadığı için boğulacak gibi hissettiğiniz zamanlar olmuştur eminim.. İrade Terbiyesi
Kitap Alıntısı