Pergen Han

Buzul Çağı'nın sona erişine, Japon tarihinde çok önemli iki değişikliğin biri eşlik etti: çömlekçiliğin icadı. İnsanlar hayatlarında ilk kez su geçirmeyen, istenilen her biçimde kaplara sahip oldular. Yiyecekleri kaynatma, pişirme ya da buğulama gibi yeni bir olanağa kavuşunca, daha önce yararlanmaları güç olan pek çok besin kaynağından yararlanmaya başladılar: Bir ateşin üzerinde pişirildiğinde yanan ya da suyunu kaybeden yapraklı sebzelerden; artık kolayca kabuklan açılabilen kabuklu deniz hayvanlarından; şimdi artık suya yatırılarak acısı çıkartılan meşe palamutu ve atkestanesi gibi zehirli ya da acı ama besleyici yiyeceklerden yararlanıyorlardı. Kaynatılmış yumuşak yiyeceklerle küçük çocuklar beslenebilirdi, bu da çocukların daha erken sütten kesilmesine ve annelerinin daha kısa aralıklarla çocuk doğurmasına olanak veriyordu. Okuma yazması olmayan toplumlarda bilgi deposu olan, dişsiz yaşlıların beslenmesi ve daha uzun yaşaması mümkündü. Çömlekçiliğin bütün bu önemli sonuçları bir nüfus patlamasını tetikledi, Japonya'nın nüfusu birkaç binden çeyrek milyona çıktı.
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Şefliklerin ayırıcı özelliği, şeflerin otoritesini destekleyici, kurumsallaşmış bir dinin ilk işareti demek olan bir ideolojilerinin bulunmasıdır. Şef isterse siyasal önderlik göreviyle rahipliği tek kişide birleştirir, isterse işlevi şefe haklı ideolojik gerekçeler sağlamak olan ayrı bir hırsızkratlar kalabalığı (yani rahipler) besleyebilir. Şefliklerin, toplanan haracın büyük kısmını şefin gücünün görünür işareti ve resmi dinin merkezleri olan tapınaklar ile başka kamuya ait yapılar inşa etmeye harcamalarının nedeni budur
Hırsızkrasiyi savunan biri ile bilge bir devlet adamı arasındaki fark, hırsız bir kral ile halkın iyiliğini düşünen bir kral arasındaki fark yalnızca bir derece farkıdır: Sorun, üretenlerden alınan haracın ne kadar büyük bir yüzdesinin kaymak tabakaya ayrılacağı, halkın yeniden dağıtılacak haracın ne kadarını kullanabileceği sorunudur.
Halk tabakasından alınmış çok miktardaki şey onlara yeniden dağıtılmayıp da saklandığı ve şef soyu ile zanaatkârlar tarafından tüketildiği zaman yeniden dağıtım bir armağan durumuna geldi ve böylece vergilerin temeli şefliklerde atıldı
Toplumlar arasında yeniliğe açıklık farkları nasıl ortaya çıkıyor? Teknoloji tarihçileri en azından 14 açıklayıcı etmenden oluşan uzun bir liste sunuyorlar bize. Birincisi ortalama ömür uzunluğudur. Daha sonraki beş etmen ekonomiyle ve toplumun örgütlenme biçimiyle ilgilidir: (1) Klasik çağlarda kölelerin emeğinin ucuz olması görünüşe bakılırsa yenilikleri baltalıyordu, oysa şimdi ücretlerin yüksek oluşu ya da insan emeği açığı, teknolojik çözüm arayışlarını kamçılıyor. Örneğin, Kaliforniya'daki çiftliklere Meksika'dan gelen mevsimsel ucuz emeğin göç politikalarında yapılması planlanan bir değişiklikle artık gelmeme olasılığı belirince, Kaliforniya'da hemen makineyle toplanabilecek bir domates cinsi geliştirme girişimleri başladı. (2) Mucitlerin sahiplik haklarını koruyan patent ve öteki telif hakları yasalarıyla çağdaş Batı'da yeniliklere kanat gerilirken çağdaş Çin 'de bu tür bir korumanın olmaması yenilik heveslerini kırıyor. (3) Çağdaş sanayi toplumları teknik eğitime büyük olanaklar sağlamaktadır, ortaçağda İslam âlemi de öyle yapmıştı, çağdaş Zaire'yse yapamıyor. (4) Çağdaş kapitalizm teknolojik gelişmeye para yatırmayı özendirecek şekilde örgütlenmiştir, eski Roma ekonomisi böyle değildi. (5) Amerikan toplumundaki güçlü bireycilik başarılı mucitlerin kendi kazançlarını kendilerine saklamalarına izin verir, oysa Yeni Gine'deki güçlü aile bağları, para kazanmaya başlayan birinin onlarca akrabasının kendilerini evine alması, karınlarını doyurması, ceplerine para koyması beklentisiyle kapısına dayanmalarını sağlama alır. Öne sürülen bundan sonraki dört açıklama ekonomiyle ya da örgütlenmeyle ilgili olmaktan ziyade ideolojiktir: (1) Yeni bir icatta bulunma çabasının temelinde yatan zarara uğrama tehlikesini göze alma davranışı bazı toplumlarda ötekilere göre daha