Kendimi bütün ruhumla unutmanın uykusuna bırakmak istiyordum. Unutmam mümkün olsaydı, unutmak sürekli olsaydı, gözlerim kapansaydı da azar azar uykunun ötesine, mutlak hiçliğe gömülebilseydim, varlığımı artık hissedemez olacağım noktaya varsaydım, bir mürekkep damlasında, bir musiki ahenginde ya da renkli bir ışında erir giderdim ve sonunda dalgalar ve şekiller öyle büyürlerdi ki , hissedilemezin içinde silinir, yok olurlardı. O zaman dileğime kavuşurdum.
Ruhlarımız önceki bir hayatta, cisimsiz maddesiz bir âlemde karşılaşmış da tek asıldan, tek maddeden oluşmuş, böylece bizim yeniden birleşmemiz âdeta kaçınılmaz olmuştu.
Nihayetinde yaptığımız her şeyin hep birkaç nedeni vardır. Bildiğimiz nedenler ve tahmin ettiğimiz nedenler. Ve hiç haberimizin olmadıkları. Bu sonuncular herhalde en güçlüleri ve en inandırıcıları.