Geride bıraktığı yıllarda yapmadığı, yapamadığı, yapmak istediği her şeyi son bir aydır kafasında dönüp durmuştu. Biraz daha zamanım olsa belki birçoğunu yapabilecektim diye düşünüyordu. Ne kadar zaman? Bilmiyordu, belki bir yıl, belki 10 yıl. Ya sonrası... Niye yetmezse ne olacaktı? Belki de her insan bedeni tamamlanmamış anlamlar mezarlığıydı. Kaçınılmaz olana doğru her saniye biraz daha yaklaşırken bir yandan tamamlanır diğer yandan eksiliriz diye geçiriyordu içinden.
Hayata anlam katmaya çalışırken hayatın kendisini yaşamayı unutuyoruz. Anlamlı bir yaşam uğruna mücadele ederken bazen işin öznesini, yani yaşamın kendisini araçsallaştırıyoruz. Mutlu olmayı ya unutuyoruz ya da mutluluğu anlamlı bir hayatın "büyüsünü,kutsiyetini" bozacak olan gamsızlık olarak düşünüp olabildiğince uzak durmaya çalışıyoruz.