"Sanki biraz sonra ağlayacakmışsın gibi
Sürekli hani yağdın yağacaksın ama yüreğin hep böyle bulutlar bulutlar" dediği
Birikmiş hayaller, dile gelmeyen kelimeler
Boğazımıza kadar kalabalık bir yalnızlıkla doluyuz. Günü geçmiş sevdaların yabancısı, sevgisini yitirmiş kalplerin koruyuz.
"Bardağa dolan ilk şarabı, sakinin sarhoş bakışlarından ödünç aldılar. Dünyanın neresinde bir gönül derdi varsa onları bir araya topladılar, adına aşk dediler..."
Sonra acı ve boğulma geldi. Bu acı ölüm değildi, düşünceydi. Sersemleyen bilincinde dalgalanan düşünceydi. Ölüm acıtmazdı. O yaşamdı, yaşamın acıları, bu korkunç boğulma duygusu; bu yaşamın ona uygulayabileceği son darbeydi.