Felaketler, şiddetli rüzgâr gibidir. Bizi gideceğimiz yerden alıkoymakla kalmaz, bizden koparılmayacak olanlar dışında her şeyi yırtar alır, bu yüzden sonrasında kendimizi gerçekten olduğumuz gibi görürüz, olmak isteyeceğimiz gibi değil.
Onu düşünmekten kendimi alamıyorum, şimdi acının ne olduğunu gerçekten biliyordum Ayağının bir cam parçasıyla kesmek ve eczanede dikiş attırmak değildi bu. Acı, insanın birlikte ölmesi gereken şeydi. Kollarda, başta en ufak güç bırakmayan, yastıkta kafayı bir yandan öbür yana çevirme cesaretini bile yok eden şeydi.