Peromniaveritas

Peromniaveritas
@Peromniaveritas
12 okur puanı
Ocak 2020 tarihinde katıldı
Puan vermedi·416 syf.··
2020 3. kitabı
"Toplum bana vız gelir, gelecek, başkalarının ne diyeceği, herhangi bir kurum, hatta geçmişte geceler boyu düşleyerek hayalini kurduğum edebi ün de vız gelir bana. Böyleyim işte ben." (Flaubert'ten annesine, 15 Aralık 1850, İstanbul.) Bunları dedikten 6 yıl sonra Madam Bovary'yi yazdı. Büyük ses getirmeyi de başardı. "Toplum bana vız gelir" Madam Bovary'de somutlaşmıştır sanki. İnsan, karşısındakine değil, "his"lerine tutkundur çok kez. Bovary, hep aradın. Ne olursa olsun, kim gelirse gelsin, kime gidersen git, sonu yoktu. Yetmeyecekti. Sonra anladın, dedin ki "Hiçbir şey onu aramak çabasına değmezdi zaten, her şey yalandı. Her gülümseme bir sıkıntı esmesi, her sevinç bir lanet saklardı. Her zevkin altında bir tiksinti gizliydi. En iyi öpüşler bile daha yüce ama gerçekleştirilemez bir şehvet arzusundan başka bir şey bırakmazdı dudaklarınızda."
Madam BovaryGustave Flaubert · Elips Kitapları · 201240,8bin okunma
Reklam
Puan vermedi·112 syf.··
2020 17. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 05 Ocak 2020 19:32
"öyle adagio'lar var ki artık çürümek söz konusu olamaz" dedi Gözyaşları ve Azizler'de. Daha sonra "Çürümenin Kitabı''nı yazdı. Cioran sanırım "çelişki" ve "şüphe" kavramlarıyla ifade edilmeye çalışılmalı. Onda hem inancı hem de inkârı görürüz. Bu inkâr kızgınlıktan, öfkeden gelir, "Çürümenin Kitabı"nda belirgin bir şekilde hissederiz bunu: "Cehennemin içinde ayrı çemberler oluşturmak, alevlerin şiddetini çeşitli bölmelere ayırmak ve ıstıraplara bir hiyerarşi getirmek ne tuhaf fikirdir!" Belki o da Jung gibiydi. Jung'a Tanrıya inanıyor musunuz, diye sorulduğunda buna cevap vermenin zor olduğunu, söyler. İnanıyorum diyemez. Verdiği cevap sadece "biliyorum"dur. Çünkü inanmak, zordur. İnanmak, ağır bir yüktür. Cioran da Tanrının varlığını biliyordu. Ama içinde bir yerlerde inanmayı kabullenemeyiş, şüphe vardı. "Tanrı, yüreğin bir yanılgısından başka bir şey olmasın! Dünyanın aklın yanılgısından başka bir şey olmaması gibi." Cioran tüm çelişkilerinin farkındadır.  Belgeselinde der ki "Her zaman çelişkiler içinde yaşadım ama bundan dolayı asla acı çekmedim." Çünkü ''çözülemezliğin zevkini'' keşfetmiştir. Belki, İsa'da olduğu gibi Tanrı'nın sessizliğiydi onu şüpheye düşüren: "Aslında sadece o ve ben, ikimiz varız. Ama sessizliği ikimizi de sakatlıyor."
Gözyaşları ve AzizlerEmil Michel Cioran · Jaguar Kitap · 20151,439 okunma
9/10
·128 syf.··
Beğendi
·
2020 2. kitabı
Birçoğumuzun hayatında önemli yer edinmiş isimler vardır. Bir yazar veya herhangi biri olabilir bu. Kitapta Tezer Özlü'nun sevdiği üç yazarın (Svevo, Pavese, Kafka) izini sürdüğü yolculuğuna şahit oluruz. Pavese alıntılarına rastlarız anlatının genelinde. Hatta bunlardan birisi vardır ki beni sarsıp kendime getirir. "Kader diye bir şey yoktur, yalnız sınırlar vardır. En kötü yazgı, sınırları sabırla karşılamaktır. Karşı çıkmak gerekir." Kitap aslında ilk olarak 1983'te Auf den Spuren eines Selbstmords (Bir İntiharın İzinde) adıyla yazılmıştır. "İntihar ve ölüm" kitabın bütününde bizim de peşinden gittiğimiz olgular. Kafka'nın mezarı, Pavese'nin intihar ettiği otel odası... Ama başka bir şey var burada. Tezer Özlü sanki ne zaman öleceğini sezer gibidir. Niş'te bulunduğu sırada dünya futbol şampiyonasını duymadığı için sevinir: "Dünya futbol şampiyonası bugün kulağıma çalınmadı. Bu da mutlulukların en büyüğü. Belki bundan sonraki şampiyonadan önce bu dünyadan gitmiş olurum." Evet. Tezer Özlü bir sonraki şampiyonadan önce bu dünyadan gitti. Bu kitabı hep bu sözlerle hatırlayacağım. Kitaba hakim olan karamsarlığı ise sanki bir yerlerde açıklıyor bize, kendini ve sevdiği yazarı savunmaya geçiyor "yazın, kötümserlikten doğar." Devamlı başka bir yerdeyiz kitapta, devamlı bir yolculuk. "Artık ne zaman eve döneceğiz" hissi oluştu bende. İstanbul özlemi oluştu. Onun İstanbul'a bakışı ise yine karamsardır, ama yürek burkucu bir karamsarlık. "Bombaların patladığı, her gün, her gece silah seslerinin duyulduğu, her an ölümün insanları bulduğu İstanbul kentinde dayanılmaz, yaşamdan kaçılacak tek köşe gene kitaplardı. Bir kentin sokaklarında yürüyebilmek... Kentlerin sokaklarında yürümek yaşamın en güzel armağanlarından biri. Senin yaşadığın kentte bombalar patlamasa da
Yaşamın Ucuna YolculukTezer Özlü · Yapı Kredi Yayınları · 202114,7bin okunma