sulanmamış çiçek gibi kuruyor her şey
her şey bir yolculuğun hüznünü taşıyor
gidip de gelmemek üzere bütün yüzler
Puslu yamançlarda bir çakal gölgesi
bir dağ suskunluğu yürüyor kentlere
yenilen biz miyiz yoksa aşklar mı?
Kendi içinde ne yaşıyor bilmiyorum ama yaşarken eğlendiği çok belli. Sahil boyu ıslık çalarak yürüdü. Güvercinle selâmlaştı, kediyle şakalaştı, martıya sataştı. Ondaki neşenin yarısı herkeste olsa gül gibi yaşar giderdik. Ne kavga ederdi insanlar kendi aralarında ne de savaşlar çıkardı bir hiç uğruna.
Görünüşte en uygar milletler bile, henüz hayatlarını barış ve huzur içinde geçirmek için yüksek bir uygarlık düzeyine erişememişlerdir. İnsanlığın yaratılışında var olan kin, intikam ve vahşet; azgın deniz dalgalarının alçak yerlere saldırması gibi, insanlar arasında da başkalarının haklarına karşı saldırılar halinde sürüyor.