Bir insan pencereyi açıp sokağa atlayabilir, ama hiç kimse pencereyi açıp "bana acıyın" diye bağıramaz. Ayşenur'un ablası dördüncü kattan atladı, hastanede öldü bir hafta sonra. Onu hatırladıkça Görünmez Adam filmi geliyor aklıma. Görünmez bir kadın, görünmez bir duvara çarptı ve kimse bunu görmedi.
Bir sefer mutfakta tencere tava arasında ağlarken görmüştüm onu. Alakasız yerlerde ıstırap çekmek ıstırabı ikiye katlar. Bir mezar başında ağlamak çok daha makuldür, kimse neden diye sormaz.
İlk başta tam olarak hissedemediğimiz kırılma anları var. Zamanla harap edici duygulara dönüşüyorlar. Yaralanmanın sıcaklığıyla ilk anda hissedilmeyen kurşunlar gibi. Böyle durumlarda "biraz zaman" her şeyi daha da beter ediyor.