Aydın Gedikli

Aydın Gedikli
@Peymaane
Kendi halinde yazan, memur olmak için çalışan, baba olmayı çok isteyen ancak yaşama hevesi insanlık tarafından elinden alınan bir insanım.
Öğretmen
Lisans
Sivas
52 okur puanı
Ocak 2023 tarihinde katıldı
Rüya ve hülyalar olmasaydı fakirler helak olurdu.
1000Kitap
Reklam
Bir umudum daha var azizim eğer ki ipinden dağılmış inci taneleri kalkan uçağın kanadından savrulmazsa işte o zaman yeise yer kalmayacak…
İnsan ve Duygular
Kelam Oğuz’da
Altı çizilmemiş bir kitap gibi yaşadım hayatımı. En önemli satırları dikkatimi vererek okumadım mesela. Kırmızı kalemle üzeri çizilmesi gereken sayfaları önemsiz bir harf yığını gibi okudum. Kitabın sonunda anne oğul olarak düşündüğüm insanlar, birbirini seven iki âşıkmış meğer… Derin bir iç çeker Oğuz. Sonra konuşmaya devam eder: Baştan başlasam yeni bir kitap almaya param, kitaba sponsor bulsam içimde heves, heves bulsam zaman yok… “Bir yer var biliyorum / her şey söylemek mümkün” demiş ya belediyenin açtığı çukura düşüp ölen Orhan Veli hah tam orada bana bunu yaşatanları şikâyet edeceğim Tanrı’ya, Peygamber’e, kamusa…
1000Kitap
Oğuz uyan oğuz
Hz .Âdem'den Oğuz'a kadar olan bütün yaşam sürecinde alimlerin, ergenlerin, sofistlerin, filozofların, LGBT'lilerin hülasa düşünen herkesin aklına en az bir kere gelmiş olan ''Tanrı var mıdır?'' sorusudur. Oğuz da bu soruyu merak ediyordu. Hayatındaki tek kişi olan A. ile bir gece sohbetinde bu soruyu yöneltti. A. kendisini özellikle dini konulara inanmayan, hatta dine iftira eden münafıklardan bile daha bayağı görüyordu. Çünkü her konuşmasında ''Onlar doğruyu bilmeden böyle cümleler-Tanrı'yı aşağılayıcı- kuruyor ancak ben hem doğrunun ne olduğunu biliyor hem de nasıl olması gerektiğini biliyordum. Dolayısıyla ben bütün küfrü diyardan daha alçağım'' diyordu. O gece Oğuz'a az sonra anlatacaklarının kafasında tahayyül etmesini istedi ve anlatma başladı: Ağustos mevsimindesin. Kendini denizin üstüne atmış, gökyüzünü seyrediyorsun. Kafanı kaldırıp baktığında bir ufuk çizgisi... Yorulup eve geliyorsun. Telefonundan dünya haritasına bakıp girdiğin denizin okyanusa bağlantısını görüyorsun. Akşam olduğunda kamp sandalyesi ve masalarını alıp deniz kenarında çay içiyorsun. Ayaklarının dibine gelen dalga ve üzerinde peyda olan köpükleri görüyorsun. Ancak köpüğün bir zaman yaşayıp sonra tekrardan suya karışıp kaybolduğunu bir başka deyişle öldüğünü görüyorsun. İşte bu Tanrı var mıdır sorunun cevabıdır Oğuz'um... Tanrı deniz, çıkan köpükler ise yaratılan insandır.'' dedi. Oğuz kurulan cümleler kendini tatmin etmiş olacak ki yüzünde bir tebessüm vardı. A. biraz sessiz kaldıktan sonra ekledi: Tıpkı topraktan yaratılmış bir insanın toprak üzerinde yaşayıp daha sonra tekrardan toprak olup gitmesi gibidir denizin üzerindeki köpüğün yaşam ve ölümü... Oğuz'un içi kıpır kıpır olmuştu fakat puzzle parçaları henüz oturmamıştı. Gece sabaha kadar A.'nın anlattıklarını kafasında tekrar tekrar
1000Kitap
Sosyal devlet anlayışı yeşillik gibi tanıtıp balçık hizmeti vermek değildir
Reklam