Bir kafeye maç izlemek için gitmeye karar verdim o gece o gün kötü bir haberle uyanmış kız arkadaşımla tartışmış her şeyden herkesten bikmis bir halde kütüphaneye gitmiştim kütüphaneye gittiğimde ne yapacağımı bilmeden kitapların arasında dolaşırken aklıma yabancı bir yazarın şu sözü kafamı tırmaladı. “şu an elbet yaşanıyor gelecek zaten yaşanacak önemli olan geçmişte ne olmuş ona bakalım “şu sözü kafamı tırmaladı. Bende bu söz üzerine tarih kitaplarının tasnif edildiği yere geldim kitapların arasında İkinci Abdülhamit Dönemi, İttihaçlar Kimdir, Yaşa Mustafa Kemal Paşa Yaşa gibi kitapların içerisinde boğuluyordum ne okuyacağıma karar veremedim bir o kitabı aldım bir diğer kitabı en sonunda madem kapağına bakarak hangi kitabı okuyacağıma karar veremiyorum o halde buradan bir kitap seçip kapağına bakmadan okumaya başlayacağım diyerek herhangi bir kitabı alıp okumaya başladım. Okurken okurken maç saatinin yaklaştığını fark edince kalkıp kafeye gittim normalde maç günleri bir çok kafe hınca hınç dolu olur ancak gittiğim kafede incin top oynuyordu içeriye girip maç yayını var mı diye sorduğumda garson bana -garson mu olduğunu bilmiyorum belki sahibidir- evet var dedi ve gösterdiği yere oturdum. Oturduktan yaklaşık bir iki dakika sonra yanıma kumaş pantolon üzerinde bir beyaz gömlek gri bir yelek olan bir beyefendi geldi o beyefendi ile göz teması kurdum istemeden o da bunu anlayacak olacak ki o göz temasııma baş selamı vererek karşılık verdi. Ben de merhaba dedim ve onun bana karşı bu ince tavrına onunla konuşmak için maçla ilgili bir yorum yaptım. Maç hakkında konuşurken birbirimizi tanımaya çalıştık bana ne yaptığımı ne iş yaptığımı klasik tanışma faslı işte sordu kendimi tanıttıkktan sonra onu tanımak için aynı sualleri kendisine yönelttim evliymiş bir çocuğu varmış