Aydın Gedikli

Aydın Gedikli
@Peymaane
Kendi halinde yazan, memur olmak için çalışan, baba olmayı çok isteyen ancak yaşama hevesi insanlık tarafından elinden alınan bir insanım.
Öğretmen
Lisans
Sivas
52 okur puanı
Ocak 2023 tarihinde katıldı
1 Cevap 1 Soru
-Bu yaşına kadar hayatında birçok kişi olmasına rağmen kimseyle evlenmemenin sebebini ne zaman sorsam hep geçiştirip pazartesi günlerini sevmiyorum diye konumuzla alakalı olmayan cevaplar verdin! Şimdi arzu ettiğin mekânın yanındayız anlatır mısın neden evlenmedin ve nedir bu pazartesi günleri? Pazartesi günleri, dertlerimi, hayalimi, kaygılarımı taşıyan bir günden ziyade kuyudan azat edilerek köle pazarından alınmış, aylığını geç yatırıp sigorta primlerini asla tam ödemediğim, 24 saat çalışma saatini 40 saate çıkardığım, gerek kişisel yeteneklerinden istifa edip rahatım için ek mesai yaptırdığım gerekse hiçbir şey yapmadığım bir gündür bugün. O yüzden bugüne en sevmediğim, yapmaktan sonra pişman olduğum, hayal kırıklarımın numunesini seyrettiğim yani insana yük olan her şeyi bir güne sığdırdığım gündür bugün. Bu yaşıma kadar edindiğim birçok dostum annesi, babası veya kedisi ölse asla dahi bugün beni aramaz. Hatta arayamaz. Akrabalarım ise beni her zaman pazartesi günleri görmeye gelir. Çünkü meramları o halimi görmekten başka bir şey değildir. Alıştım akrabaların bu durumuna. Kimi zaman kiralık lüks arabalarıyla beni ziyarete geldiklerini gördüğümde pis, kokmuş giysilerimi giyer; bulaşık makinesinde bulunan tabakları lavaboya yığar; çamaşır makinesinin içindekilerini çıkarır banyonun önüne atarım. Çünkü beni yerin dibinin dibinde görmeliler aksi takdirde akrabam oldukları için yani bütün zayıf noktalarımı bildikleri için en ufak başımı dik tutmamda ilk darbeyi vuracak onlardır. Dolayısıyla pazartesi günü hem değerli hem de yaşanılmaması gereken bir gündür benim için. Yani anlayacağın A. bütün bunları evleneceğim insana ve onun ailesine söyleyemediğim için sadece ''Pazartesi günleri kızınız sizde kalsa olur mu?'' diyebildim haliyle kimse de kabul etmedi bende bugüne
1000Kitap
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Kimsin sen?
Konuşur gibi yazmak yazar gibi konuşmak diyor Oğuz Atay doğru söylüyor. Doğru söylüyor diyorum çünkü o bir sanatçı ben ise bir edebiyat bilimciyim! Bu cümleyi söylerken postmodernizmin ne olduğunu açıklamıyor onu biz edebiyat bilimciler anlıyoruz. Asıl konuya gelecek olursak doğru söylüyor çünkü postmodern roman bir insanın rüyasında canlanır rüyasında vücut bulur ve bunu anlatmasıyla da postmodern roman tezahür eder. Ortaya çıkar demedim fark ettiyseniz. Çünkü ortaya çıkmaz tezahür eder  bunun da bir sebebi var bir edebiyat bilimci bir konu hakkında bir şey yazacaksa mutlaka cümlelerini Arapça ve Farsça kelimelerle bitirilmeli hatta tamlamalar içerisinde bol bol kullanmalıdır. Çünkü herkes anlamamalı onun metinlerini aksi takdirde edebiyatın anlamı kalmaz. -Doğrusu şu A. eğer bu kelimeleri herkes anlarsa büyü bozulur biz ekmeksiz kalırız kimseye söyleme- bu dillerdeki kelimeleri kullanma hastalığı bize divan edebiyatından bulaştı. Okuduk şiirleri, şerh yapmaya çalıştık, tasvir ettik, ama bir b.k beceremedik bu kadar çalışma sonucunda da o kelimeler dilimize ve kalemimize yapıştı ve bizde yeri geldiği her an bu kelimeleri kullandık. Hatta ortaya çıktı yazdık daha sonra tezahür etti diye değiştirdik.
A.'nın Çektikleri
Akraba nedir A.? İlahi kitaplarda yazan akraba tanımı doğru mu, yoksa olması gereken akraba tanımı mı yazıyor orada? Ah. Ancak ben yaşayabilirim galiba... Tanrı beni numune olarak gönderdi insanlara anlıyor musun? İnsanlar beni parmağıyla gösterir: ''bak okumazsan şöyle olur, gördün onun halini? bak bak neler yaptı, eğer sende böyle devam edersen bunun gibi olursun...'' Numuneyim işte ben A. sadece numune yani testır bile değil -tester olacak- her zaman örnek oldum insanlara Ha-ha ben iyi biriyim o halde. Örnek insan ama olunmaması gereken örnek insan. Saçmalama bu kadar kaç kere söyledim sana! Yetim kaldığın günü kaç kere anlattım. Unuttun mu o gün olanları? Adını şanını bile bilmediğin bütün akrabaların yanındaydı herkes senin iyi olmanı iyi yerlere gelmeni istiyorlardı. Fakat hepsinin gözünde bir acıma duygusu vardı. Ne zamanki sen inşaat mühendisi olup para kazanmaya başladın ne zaman ki başını dik tuttun yani acınacak bir durumdan çıktın işte o zaman artık acıma bitti imrenme başladı. Bırak akrabaları imrenmeye başlandığında seni tanıyan birçok insan artık seni unutmak hatta düşman olmak zorunda kalır. Çünkü sen yetimsin acınacak bir halde olmalısın daima onların gözünde. Bir şeyler başarmamalısın çünkü başarırsan artık gözün söylediğiyle ağızdan çıkan harfler aynı olur. Acıma bakışları yerini imrenmeye, sen başarırsın edebiyatı yerini ben zamanında çok yardım ettim ona'lara bırakır.
1000Kitap
Sevmiyorum pazartesi günlerini. Hatta pazartesine benzeyen bütün günleri ve onların getirdiği hallerden nefret ediyorum. -Nasıl yani?- Şöyle: pazartesini sevmediğim için pazarlardan nefret ederim meyve sebze satılan pazar yerlerine hiç uğramam. Perşembe günlerini sadece baş harfinden dolayı az severim. Bütün yapmak istemeyip ertelediğim şeyleri hep perşembeye atarım. Salı günü Albay'ın günüdür. O gün sürekli Albay'ı okurum. Selim'i karşıma alır saatlerce konuşurum çarşamba günleri. Cuma günlerim çok yorucu geçer. Mahallemizdeki cuma bekçisi torunlarını çevre camiye kendisi de bizim mahalle camimize gelip Cuma'ya gelen insanları kafasına not eder. Torunlarından havadis alır. Bende bu insanın kafasında farklı olabilmek için mütemadiyen sabahın ilk ışıklarında kalkar, çarşıdaki herhangi bir camide Cuma namazını kılarım. Lafı uzattım galiba. Yani anlayacağın A. pazartesi g.... sevmiyorum.
1000Kitap