Gerçek şudur ki, çocuklarının davranışını değiştirmek anne-babanın gücü dışındadır. Çocuğun davranışını ancak çocuğun kendisi değiştirebilir. Biz anne-baba olarak sadece kendi davranışımızı yönetebiliriz, çünkü bu bizim etki alanımızdadır. Kendi davranışımızla çocuğumuzu etkiyebiliriz, ama onun davranışını yönetemeyiz. Onun davranışını yönetmeye kalktığımız anda çocuğu programlamaya çalışıyoruz demektir ki, o an, çocuk terbiyesiyle hayvan terbiyesi arasındaki fark kaybolur.
Bazı toplumlar, çocuğun mevcut bilgiyi anlasın ya da anlamasın ezberlemesine ve sorulduğunda eksiksiz tekrar etmesine önem veriyor ve buna eğitim diyor. Böylece malumat yüklü ama düşünce yoksunu insanlara "eğitimli" gözüyle bakılıyor.
"Güç"ten başka hiçbir değer tanımayan korku kültüründe çocuk terbiyesi utandırmaya ve dayağa dayanır. Böyle bir çocuk terbiyesi ya "arsız" ya da "pısırık" insan yetiştirir.