Barış koşullarının sağlanması için cezalandırıcı bir politikanın izlenmesi özellikle üzücüdür, çünkü uluslar için ordulara, gemilere ya da tüfeklere ihtiyaç bırakmayan; neredeyse sınırsız yıkım gücüne ve menzile sahip daha korkunç silahlarla savaşmak bundan birkaç yıl sonra olanaklı olacaktır. Mesafe ne olursa olsun bir şehir düşman tarafından enkaza dönüştürülebilecek ve dünyadaki hiçbir güç onun bunu yapmasına engel olamayacak. Yaklaşan bu felaketi ve dünyayı cehenneme çevirecek koşulları önlemek istiyorsak, ulusun tüm gücünü ve kaynaklarını kullanarak uçan makineleri ve kablosuz enerji iletimini hiç zaman kaybetmeden hızla geliştirmeliyiz.
Halihazırda en çok istediğimiz şey, dünyadaki tüm bireyler ve toplumlar arasında daha yakından bir iletişim ve anlayış oluşturmakla birlikte, dünyayı her seferinde barbarlığa ve de çatışmaya sürükleyen milli egoizm ve gurur gibi yüce görülen ideallere fanatik bir adanmışlıktan kurtulmaktır.
Zira bir gün yeni kavrayışlar için can atarken, ertesi gün bunlar bizim için birbirinden farksız şeyler haline geliyor. Dünün mucizeleri de, bu günün sıradan olayları olup çıkıyor.
Kayda değer diğer şeyler ne kadar büyük ve önemli olurlarsa olsunlar gölgede kalacaktır, fakat öyle hissediyorum ki şimdiye kadar ortaya koyduğum başarılardan bin yıl boyunca gönül rahatlığıyla mutlu olabilirim.
Nitekim bir mucidin tüm çabası, esasında hayat kurtarmaktır. Mucit ister doğanın güçlerini ehlileştirsin, ister aletler geliştirsin, isterse de yeni rahatlıklar ya da kolaylıklar sağlasın, yaptığı tüm bu şeylerle varoluşumuzu güvence altına almak adına katkıda bulunur. O aynı zamanda kendini tehlikelere karşı korumak konusunda dikkatli bir gözlemci ve becerilerle donanmış biri olduğu için sıradan bir bireye göre çok
daha yeteneklidir.