Çok kısa bir an, birbirini çok iyi anlayan iki insanın bakışıyla bakıştık, sonra ikimiz de kaçırdık gözlerimizi. Çok kısa bir andı, ama aydınlığı birbirimizi ışıttı, aynı kandan olduğumuzu, birbirimizin kalbini anlamakta kullanacağımız kılavuzu anlamamıza yetti; bütün hayatıma yayılan bir gücü vardı o kısa an parçasının.
Beni yanına çağırdı. Yalnızca oğluna değil, bir dostuna da içini açar gibi,
"Biliyor musun Muro?" dedi. "Beni hayatta üç şey mahvetti: Fazla cesaret, fazla merhamet, fazla sevgi."
Adını koyabildiğin hiçbir duyguyu yardıma çağıramazsın. İçin karmakarışıktır; her şey, birbirinin içindedir. Bütün zannettiklerinin yanlışını yaşarsın.
Yıllar yılı baraj üstüne baraj çekmekten yüreğim küt olmuş. Şiir de yazmıyordum. Şiirin büyüsü çekip gitmişti hayatımdan. Daha da ağırbaşlı olmuştum. Ağırbaşlı olmayı olgunluk sayan bir toplumda genelgeçer bir imge edinmiş idare edip gidiyordum. İçimdeki sessiz fırtınalardan kimselerin haberi yoktu, yıllar yılı da olmadı.